Karşımdaki koltukta aynı yaşlarda dört-beş ofis çalışanı boş bakışlarla oturuyordu. Yaşları 30 falan mı? Hepsinden rahatsız oldum. Gözleri pusluydu, ruhları yoktu sanki. Ama içlerinden birine ufacık da olsa gülümsersem, sadece bu bile adamların birinin beni kendine eş olarak seçmesi ve benim zorla evlendirilmem anlamına gelebilir. Bir kadının kaderine karar vermek için bir gülümseme yetip de artıyor. Tuhaf denilebilecek kadar korkunç.
“Her nasılsa sabahlar, geçmişte kalan şeyleri, mazideki insanları, feci derecede tanıdık beyaz turp turşusu kokusu gibi tatsız bir şekilde anımsatıyor. Gerçekten katlanamıyorum.”
Yarın yine aynı olacak. Mutluluk asla gelmeyecek. Bunu biliyorum. Ama bir gün mutlaka gelecek, yarın sabah gelecek diye inanarak uyumak daha iyi değil mi?