Mukaddes SARIGÜL

Reklam
Burada paylaşmak istediğim güzel bir hikâye var; Bir baba ile çocuğu arasında yaşanan ve herkesin çok önemli dersler çıkarabileceği bir hikâye... Bir baba, yorgun argın eve döndüğü bir akşam, beş yaşındaki oğlunu kapının önünde kendisini beklerken bulmuş. Birlikte eve girerken, çocuk “Baba, bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?” diye sormuş. Zaten ofiste yorulmuş olan adam, “Bu seni ilgilendirmez” yanıtını vermiş oğluna. Bunun üzerine çocuk, “Lütfen babacığım, bilmek istiyorum” diye ısrar etmiş. Adam da “Yirmi lira” diye kısa bir yanıt vermiş. Çocuk bu defa, “Peki bana on lira borç verir misin?” diye sormuş. Adam iyice sinirlenmiş “Bak senin saçma sapan oyuncakların için sürekli para veremem, tamam mı!” demiş. Çocuk, “Ama ben oyuncak almak için istememiştim ki” deyip, üzgün bir biçimde odasına çıkmış. Aradan bir saat kadar bir zaman geçince, adam oğluna parayı neden istediğini bile sormadığını fark etmiş. Gerçekten gerekli bir şey için istemiş olabileceği aklına gelince de, oğlunun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Çocuk yatağında uzanıyormuş. Babası, “Uyuyor musun?” diye sorunca “Hayır” yanıtını vermiş küskün bir sesle. Adam ona yaklaşarak, “Al bakalım on lirayı” demiş. Çocuk sevinçle yattığı yerden doğrularak “Teşekkürler babacığım” demiş ve yastığının altından bir miktar para daha çıkarmış. Babasının yüzüne bakarak, sessizce elindeki paraları saymaya başlamış. Adam büyük bir hiddetle “Madem paran var, neden hala istiyorsun?” diye çıkışınca çocuk, “Ama yeteri kadar yoktu ki” demiş. Sonra da “İşte yirmi lira, bir saatini satın alabilir miyim?” diyerek elindeki bütün parayı babasına uzatmış. Bazen hayatta parayla satın alamayacağımız şeyler vardır.
Alıntı
Karınca adımı..
Kendini karınca gibi gören ben, gözümde bir fil gibi büyüttüğüm kocaman hayatı yiyebilir miydim? Dinlemeye devam ettikçe, ön yargılarım kırılmaya başladı. Evet, mantıklıydı söyledikleri. Belki milyonlarca kez ısırmak zorunda kalabilirdi ama eninde sonunda karınca fili yemeyi başarırdı. Yıllardır ertelediğim, gözümde büyüttüğüm, korkup kaçtığım şeyleri düşününce, bu farkındalıkla birlikte bir anda sudan çıkmış balığa döndüm resmen. Farkında olmamanın farkına varmak... İşte yaşadığım durumu açıklayan en güzel ifade buydu…
1000Kitap
Ben beni aramaya başlamışsam O gün yine yazarım Ve yine dalar giderim hiç hükmünde olurum . Hiçlikten kasıt sonsuzluktur O perde yırtılır içeri girerim , benden başkacasını görürüm , görmem hissederim Ben ben değilmişim oymuşum onu anlarım . O dediğimde tamam olurum. Yok olur her şey Sadece o kalır Ve onun istedikleri Ne dert ne tasa Onun istediği hiç fena olur mu ? Ah firaklı ömrüm bi bitsen de gitsem Gitsem diyorum ama Vaktinden önce almıyor Yine kalıyorum ben burada . Beklemek sabırdır aslında Ee ona ulaşmak zor mesele Meseleyi anladık aslında hatta zorluğunuda Anladık belki ama Lazım olan ameldir amel! Her hücremin çekirdeğindeki DNA materyalindeki genlere bir geçirebilsem sözümü . Dinleyin hepiniz beni Duyun sesimi de uyanık olun Çok iyisiniz çalışkansınız ama Mühim mesele ne onu da bilin İşiniz bitince ortada kalmayın Doğrudur bedenimi siz yönetiyorsunuz ama Canım ruhum bedenimden ayrıldığında Hiç hükmünde olursunuz .
Şiir

Mukaddes SARIGÜL

, 1000Kitap'a katıldı.