Zafer, sadece cephede kazanılmaz. Zafer, insanın kendi içine yenilmediği her anda kazanılır. Komando olmak, dayanıklılık değil, kabullenme işidir. Ölüm ihtimalini kabullenmek, yalnızlığı kabullenmek, uykusuzluğu, açlığı, yarını belirsizliği kabullenmek… İnsan, kabullendiği şeyin içinde özgürleşir. Ve bu özgürlük, sana öyle bir güç verir ki; artık dağın zirvesinde, en karanlık gecede bile kendi iç sesine güvenirsin. Aslında her eğitim, her yürüyüş, her operasyon bir psikolojik savaştır. Vücudun yorulunca aklın sana bırak der; ama yüreğin hayır der. İçindeki iki ses sürekli çarpışır. İşte komando olmak, o çarpışmada doğru sesi dinlemeyi öğrenmektir. Yürek ister, çünkü o yürek sadece atmaz; yük taşır. Yürek ister, çünkü bazen gözünden akan yaşını silmeden yoluna devam etmek zorundasın. Yürek ister, çünkü insanın en büyük savaşı kendi içindedir. Ve komando, o savaşı her gün yeniden kazanmak zorunda olandır.