Hayat planlarımızda en sık, hatta neredeyse zorunlu olarak dikkate almadığımız ve hiç hesaba katmadığımız şey, zamanın bizzat bizde meydana getirdiği değişimlerdir. Elde ettiğimizde artık bize uygun olmayacak şeyler için didinip durmamız ya da bir işin farkına varmadan gücümüzü çalan hazırlık çalışmalarıyla yıllarımızı harcamamız bundandır.
Engelleri aşmak, insan varoluşunun en büyük zevkidir: Fırsatı yoksa elinden geldiğince yaratır. Bu durumda doğası onu bilinçsizce ya kavga aramaya, entrika kurmaya, üçkağıtçılık ya da başka kötülükler yapmaya zorlar.
Faal olmak, bir şeyler yapmak, hatta bir şey öğrenmek bile insanın mutluluğu için gereklidir. İnsan, güçlerini faaliyete geçirmek ve bu faaliyetlerin başarısını bir şekilde algılamak ister.
Yaşlılıktaki sevinç yoksunluğuna acımak ve bazı zevklerden mahrum olunduğu için üzüntü duymak bir yanılgıdır. Her türlü zevk görecelidir, bir ihtiyacı tatmin etmekten, gidermekten ibarettir: İhtiyacın ortadan kalkmasıyla zevkin de yok olması, insan doyduktan sonra yemeye devam edememesi ya da uykusunu aldığı bir gecenin ardından daha fazla uyuyamaması kadar az acınası bir durumdur.