Farkına varmadığım şeyse arzuyu test etmek istememin, istediğimiz bir şeye, istediğimizi kabul etmeden sahip olmanın hileli yolundan başka bir şey olmadığıydı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ama birkaç dakika sonra, okuduğum bir kitabı beğenip beğenmediğimi sorduğunda, sorusunun ardında meraktan ziyade, rastgele bir gevezelik arayışı vardı. Her şey rastgeleydi.
Rastgelelikle bir sorunu yoktu.
Niçin sen de diğerleriyle birlikte denizde değilsin?
Dımbırdatmana geri dön.
Daha sonra!
Senin!
Sırf konuşmak için.
Rastgele gevezelik.
Hiçbir şey.
Bir insan diğerine tam anlamıyla vurulmuşsa diğeri de ister istemez vurulmuş olsa gerektir, diyen bir yasa vardır bir yerde. Amor ch'a null'amato amar perdona. Seven hiçkimseyi sevilmekten dışlamayan aşk; Francesca'nın Inferno'daki sözleri. Bekle ve umutlu ol. Ben umutluydum ama istediğim şey hep buydu belki de. Sonsuza dek beklemek.
Bir insan başkasının düşünme tarzını, kendisi de zaten aynı düşünme tarzının aşinası değilse, nasıl sezebilir? Oliver, başkalarının içindeki bunca çapraşık sapmaları, kendi de bunları yaşamamışsa nasıl algılayabilirdi?
Ama düşündüğümden daha sonra, ben bir şeyin farkına varmadan başlamış da olabilir. Birisini görürsün fakat aslında tık eden, çarpıcı bir şey yoktur ve sen bir varlığın ya da kafanı karıştıran bir şeyin farkına bile varamadan, sana verilen altı hafta neredeyse geçmiştir ve adam ya gitmiş ya da gitmek üzeredir. Sen aslında, haftalardır hiç fark etmeden, burnunun dibinde olup biten ve istiyorum demen gerektiğinin tüm belirtilerini taşıyan bir şeyi kabullenmeye çabalıyorsundur. ''Nasıl anlayamadım?'' diye sorarsın. Ben arzuyu hemen tanırım... ve bu kez yine tümüyle kayıp gidiyordu. Gerçekte tek istediğim ten, sadece tenken zihnimi her okuduğunda, yüzünde aniden beliren o alaycı gülümsemeye kapılıyordum.