Gittikten sonra onu huzursuz eden garip bir özlem, delirtici bir yokluk duygusu başlıyormuş. Arzu'nun varlığı çok acıymış ama yokluğu imkansızmış. Onsuzken gecelerini dayanılmaz bir ağlama isteği dolduruyormuş.
Yeryüzünde saf olan hiç bir şey yok, her şey bir başkası ile karışık. Bir şeyi saflaştırmak çok emek istiyor, çok fazla güç, sabır ve sonsuz bir inanç. Saflaşacağı da kesin değil üstelik.
Yani saf aşk diye bir şey yok...
Sanki yıllar önce yanlışlıkla kendisinin olmayan bir eve girmiş, evdekiler de kaybettikleri birinin yerine onu koymuşlar, benimsemişler, geçinip gidiyorlar...