Sezgi

Bir yanda şuur, ötede irrasyonel. İzlenecek üç yol var: 1 - Hayatın manası yoksa öldürürüm kendimi. Ama kimsenin kendini öldürdüğü yok. İntihar bir çözüm değil, çünkü şuuru hesaba katmıyor. Abes, şuurdan doğmuştur ve bir hakikat olarak yaşamalıdır. 2 - İkinci yol, ümid. Şuurun önünde abes duvarı var. Şuur yeni bir hayat arar. Bu dünyanın anahtarı olan başka bir dünya hayali ile yaşar. Bir gün her şey aydınlanacaktır. Daha şimdiden her şeyin bir hikmet-i vücudu olduğu düşünülebilir. İman söz konusudur. Camus burada teselli metafiziklerini tahlil eder. 3 - Gerçek çözüm yolu: İsyandır. Uyuşukluğu red etmek ve şuurdan yana olmak kahramanca bir çözüm. İsyan abes'e yöneliş, abese bakış, şuuru abese fırlatıştır. Yaşamak, abesi yaşatmaktır. İsyanın kaynağı gurur değil, şuurdur. Evet, isyan dünyayı alt eder, ama ümidsizdir, çünkü mutlak bir ölüm düşüncesinden doğar, isyanla şuur ölümsüzleşmez.
Reklam
İstesek de, istemesek de öleceğiz. Demek, her şey anlamsız. İnsan olarak yaşadığımız macera hiç bir işe yaramıyor. Bu anlaşılmaz dünya, bu saçma sapan gündelik hayat, ölümle sona erecek olan bu sessiz komedi karşısında, şuur... Şuur uyanıncaya kadar gayet tabii ve rahat olarak yaşanan gündelik hayat. Birdenbire sıkıcı ve mide bulandırıcı olmağa başlar. Çünkü şuur, hayatın otomatik ritmi ile kaynaşmışken, bu ahenk bozuluverir. Şaşırır insan. Ben ki şuurum, nasıl olmuş da kendi dışımda bir varlıkla kaynaşabilmişim? Şuur ayrılır ve işlemeğe başlar. Anlarız ki şuur, tek güzel şey. Çünkü her şey şuurla başlar, her şeyin değerini yapan şuurdur.
Egzistansiyalizmin temelinde de hayata karşı derin bir bıkkınlık, gerçek bir nevroz vardır. Bir yazarın dediği gibi, egzistansiyalist filozof, hayattan nefret eder ve insanlardan tiksinir. Sizif masalında, Anlaşmazlık'ta, Yabancı'da, cana kıyılır veya intihar edilir. Kahramanlar marazi bir keyf duyar cana kıymaktan. Kör bir kaderdir bu. Deniz kıyısında yaşamak isteyen parasız bir genç kız, para elde etmek için adam öldürür ve en küçük bir nedamet duymaz. Sonunda intihar eder, ama öfkesinden. Egzistansiyalist roman kahramanları bir eser yaratmak, faydalı olmak için harekete geçmezler. Eylemleri ister caniyane olsun, ister kahramanca, var olduklarını isbat için bir imkân, bir araç Sızif, boyuna kayayı kaldırır, bunu yaparken kendi varlığını vurgulamaktadır. Abesmiş! olsun. Gücünü göstermek için bir kurallar dehlizine kapanan sanatkârın aradığı da bu buruk tatmin değil mi? Kendilerini, hür olduklarına inandırmak için kan ter döken bu kahramanların gözünde mühim olan tek şey bu saçma sapan davranışlardır.
Uyanış, tramvay, dört saat çalışma, yemek, tramvay, dört saat çalışma, yemek, sonra uyku ve Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi aynı yeknesaklık. Umumiyetle sıkılmadan yaparız bu yolculuğu. Jestlerimizin otomatizmi de, gündelik hayatın dış ritmine uyar. Anlamsızlık, yalnız dışımızda değil, içimizdedir de.