Bunca orman koparılır topraktan
Kesilir biçilir
Bunca orman yok edilir
Merdaneler altında
Bunca orman kurban edilir kağıt hamuruna
Milyarlarca gazete çıkar her yıl
Ve bu gazetelerde
Ağaçların ormanların tükenmesinden doğacak belalar üstüne
Okurların dikkati çekilir.
On iki lokma ekmeğe kazanılmış
On iki konak içinde
On iki adam ağlıyor hıncından
On iki banyo teknesi içinde
Kötü bir telgraf almışlar
Kötü memleketten kötü bir haber
Yerlinin biri o memlekette
Kalkmış ayağa birden çeltik tarlasında
Ve acı acı gülerekten
Bir avuç pirinç savurmuş
Göklere doğru.
Sen aziz şehrim,
Uykusuz yaşadığımı bilmelisin.
Bütün işçilerin
Saçak altında uyuduğu bir saatte,
Ben mızıka çalarak geçiyorum sokaktan.
Sen aziz şehrim,
Ellerim gözlerim kadar benimsin.
Ve aziz şehrim,
Şu anda seni terk etmem için
Her şey tamam.
Gemi hazır, yelken fora.
Fakat neden,
Ölülerim bırakmıyor yakamdan.
Değişmeyen tek şey değişim olduğundan, acaba insanlar, hayatta gerçekten tamamlayabilecekleri tek şey o olduğu için mi ölümü arzuluyorlar, diye düşünüyorum.