“Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi bir parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parça hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.”
“Fakat akşamüstleri gayriihtiyari insanın omuzlarına bir ağırlık çöküyor, ortalık kararıyor, ‘Bir gün daha geçti. Bu hep böyle mi geçecek?’ diye mahzun bir düşünceye kapılıyor ve bu düşünce bazen derinleşiyor, gece yarılarına kadar devam ediyor.”