Üzüntünün, insanın ömründe geçirdiği saatler kadar çok türü var! Hatta belki de biraz daha fazlası. Bu üzüntünün tam olarak neden kaynaklandığını bilip bilmemenin bi önemi yok. Bu hayatımızın bir parçası. Bana sorarsan hayvanlar bile üzülüyorlar. Hatta belki ağaçlar bile. Sadece taşlar üzülmezler. Orda öylece durur ve hiçbir şey yapmazlar. Ama bunu kim ister ki?!
Ama aslına bakarsan yolları bilmek bizim fıtratımızda yoktur. Aksine yolları bilmemek var bizim fıtratımızda. Dünyaya cevap bulmak için değil, aksine soru sormak için geliyoruz. İnsan, deyim yerindeyse kesintisiz bir karanlığın içinde el yordamıyla yolunu bulmaya çalışır ve ancak çok şanslıysa bazen bir ışık noktasının parıltısını görür..
Sahi kaç veda kaldırabilir insan, diye düşündü. Tahmin ettiğinden çok daha fazlasını belki. Belki de tek birini bile değil. İnsan kalsa da, gitse de asıl olan vedalardı..