-KİTAP ÖZETİ-
Martin Eden 20 yaşında olmasına rağmen görmüş geçirmiş, deneyimli bir genç. Kopuk aile hayatı, yoksul durumu ve içinde bulunduğu sınıf onu denizci olmaya yönlendirmiş. İş hayatında bir sürü ülke gezmiş, okyanuslar aşmış, farklı insanlar tanımış.
Bir gün ayak takımından haydutların soylu bir gence dalaştığını görünce Martin kahramanlık yapıyor ve Arthur adlı soylu gencin takdirini topluyor. Bir teşşekkür timsali Martin yemeğe davet ediliyor. Kahramanımız İlk defa üst sınıftan kimselerle aynı sofraya oturmanın heyecanından kendini alamıyor. Üstüne üstlük ailenin biricik kızı, Arthur ve Norman'ın ablası, genç ve güzel Ruth da onu büyülüyor. Cüsseli vücuduna uymayan utancıyla ziyaretini tamamlıyor. İki tarafın da izlenimleri olumlu yönde olduğundan bu yemekler sıklaşıyor. Bu sırada Ruht ile Martin'in arkadaşlığı iyice pekişiyor. Edebiyat okuyan kızın gözünde bu kaba adamın kibar bir beyefendi hâli canlanıyor. Ruth ona edebiyat ve dil bilgisi eğitimi verirken Martin de ilk aşkı için kişisel gelişimini hedef hâline getiriyor.
Olağanüstü bir çabayla kitaplara odaklanan Martin maddi sıkıntı çekmemek için ara ara tekrar denize açılmak zorunda. Hatta bir keresinde deniz seferi bulamadığından çamaşırhanede insanüstü şekilde çalıştırılıyor. Sevdiceği Ruth ise edebiyat fakültesinden mezun oluyor.
Fikirleri olgunlaşan Martin'in içinde yazmak, eleştirmek, okumak arzusu iyice alevleniyor. Yazar olmaya karar veriyor ve bunu Ruth ile paylaşıyor. Ruth bu fikre hiç ılımlı yanaşmasa da bunu yüzüne vurmuyor.
Hiçbir erkekle geçmişi olmamış ve Martin'den 3yaş büyük Ruth, Martin'in kendisine deli gibi aşık olduğunun en başından beri farkında. Martininse hayatında sayılamayacak kadar kadın olmuş ama bu şekilde sevdiği olmamış. Bir gün ansızın öpüşürler ve aralarındaki ilişki