İlk cümleme son derece iddiasız(!) bir şekilde başlamak istiyorum: Hayatımda okuduğum en güzel öykü kitabıydı.
Uzun zamandır Şermin Yaşar’ın çıkardığı tüm kitaplar bir şekilde gözüme çarpıyordu bir ara alayım diyordum ama hiçbirinin yazarının aynı kişi olduğunu fark etmemişim En son Amazon’dan yaptığım alışverişte bu kitap karşıma çıkınca aaa merak ediyordum alıp okuyayım dedim de öyle öğrendim tüm o kitapların yazarının aynı kişi olduğunu
Kitaba geçecek olursak özellikle karakterlere bayıldım. Hepsi kendi günlük yaşantımızda karşılaştığımız ya da karşılaşmamız çok mümkün olan kişiler. Hikayelerden bahsetmek gerekirse onlar da aynı şekilde karşılaştığımız hikayeler. Bütün bu karşılaştığımız, gerçekte de gördüğümüz şeylerin bu içtenlikle kaleme alınması benim aşırı hoşuma gitti. Uzun süredir bir kitabı okurken gülmemiştim. Hikayelerdeki karakterlerin cana yakınlığı sayesinde sanki aileden biriyle ya da yakın bir arkadaşla gülüp eğleniyormuşum gibi hissettim. Kitap beni aldı 15 20 sayfada bir başka hayatların içerisine sanki aileden biriymişimcesine soktu ve o olayları yaşattı.
Kitabı okuduğum süreçte de gördüğüm herkese bu kitabın ne kadar güzel olduğunu anlatıp durdum, evin içerisinde de hani okuduğum kitap var ya aşırı güzel diye diye dolaşıyordum
İçindeki çoğu öykü benim için ayrı ayrı aşırı güzeldi ama en güzeli en tatlısı Bize Bi’ Çay öyküsüydü.
Şermin Yaşar’a bu güzel kitabı yazdığı için teşekkürlerimi sunuyorum ve bundan sonra favori yazarlarımdan biri olarak diğer kitaplarını da en yakın zamanda almayı planlıyorum.
Burada paylaştığım bir kitap için ilk defa böyle bir şey söylüyorum umarım tesiri olur: Bu kitabı alın okuyun, etrafınızdakilere de okutun. Şiddetle tavsiye ediyorum.
Sanatla, sevgiyle ve takipte kalın...