“Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki,” dedi Bedap, “yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı,ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.”
Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi reddederek-değişmeyi reddederek. İşte bizim toplumumuzun da yaptığı bu…. Senin üzerinde iktidarı var. Nereden alıyor bu iktidarı? Kazanılmış bir otoriteden değil,çünkü öyle bir şey yok. Entelektüel bir yetkinlikten değil,çünkü yetkin de sayılmaz. Ortalama insan aklının doğuştan korkaklığından alıyor gücü. Kamuoyu!
Sizi sürekli “ortak insanlık” ve “tüm dünyaların ortaklığı” gibi laflara boğacaklar, bunları yutmanızı görmek beni çok üzer. Varolmanın yasası mücadeledir: Rekabet, zayıf olanın elenmesi, sağ kalmak için amansız bir savaş
Dönülen yeni dünya bırakılan yeni dünya değil, Shevek’ten sonra eski dünya da aynı kalamayacak. Çünkü bu yolculuk birkaç duvarı yıkmayı gerektiriyor. İnsanları,dünyaları,ülkeleri, kültürleri birbirinden, bugünü dünden, bugünü yarından ayıran duvarları. İkide bir gelip tosladığımız duvarlar, bugünümüzü yaşanmaz kılan engellerdir. Bir birey olarak çevremizi saran,devletin, kapitalizmin ya da yalnızca kamuoyu önyargısının,çoğunlık kanaatinin ön yargılarını yıkmak yeterli değildir. Kendimizi kendimizden, an’ı zamandan ve tüm canlı varlıkları birbirinden ayıran duvarlar yıkılana kadar her birimiz birer “olumsuz, tersine duvarcı ustası”olmamız gerek. Çünkü Shevek’in dediği gibi “içeri kapamak, dışarıda bırakmak,aynı şey”