"Uzun zaman önce çürümüş olan sebzelerin, nemin ve tozun kokuları birbirine karışıp eşi benzeri olmayan bir kokuya, canavar kokusuna, canavarların canavarı kokusuna dönüşürdü. Oğlanın adını koyamadığı bir şeyin kokusuydu: O'nun kokusu. Gölgelerin arkasına saklanmış, saldırmaya hazır bekleyen yaratığın. Önüne gelen her şeyi yiyebilecek bir yaratıktı o ama özellikle küçük oğlanların etine açtı."
"George Denbrough kendisini bekleyen tuhaf ölüme doğru koşarken, ayakkabılarının tabanlarından hoş bir melodi yükseliyordu ve o anda içini dolduran tek his, ağabeyi Bill'e duyduğu katıksız ve yalın sevgiydi..."