Geçmiş arada tüm cüssesiyle abanıyor üstüme. Kemiklerimi çatırdatıyor ağrısı günlerin. Hala. Ve hayat ona yardım ve yataklık etmekte elinden geleni ardına koymuyor. Çekmecede bir tek çorabını buldum geçen hafta. Kendi eşyalarını benimkilerden ayıklarkenki titizliğinin gözünden kaçmış bir hain. Seninkiler gittiğinde rafta devrilip yan yatan kitaplarımı görünce içime kıstırdığım kederi aylar sonra uykusundan uyandıran bir sinsi. Bir çorap insanı binlerce yerinden bıçaklayıp yere yıkabiliyormuş, gördüm. Bir çorapla konuşabiliyormuş da insan, o güne dek kimseye anlatmadıklarını anlatabiliyormuş bir çoraba. Ona
ağlıyormuş da. Bir çorapla bir şişe devirip sızabiliyormuş el ele koltukta. Bazen kendimizi ne kadar önemsiyoruz, sevgili çocuk. Bir çorabın hakkından gelemiyoruz, baksana.
"Boşver, Nesrin," dedi. "Bazen öyle oluyor. İnsan kabuklu böcek gibi bir şey. Baktı dışarısıyla başedemiyor, kaçıveriyor içeri. Bu kimsenin kabahati değil.