“…Aşkın doğasını kavratmak gerekirse , gerek özü , gerekse geçtiği aşamalar bakımından bir elbiseye , bir kıyafete benzetebiliriz onu ; ruhun ya da imgelerin diktiği , karşısına çıkan insanoğullarından yakışır diye düşündüklerine giydiriverdiği bir kıyafet
Ne var ki kıyafetler ölümsüz olmadığından, ömürleri yettiği kadar varlıklarını korur ; nitekim diktiğimiz ideal kıyafet çok gelmeden lime lime olur , altından da giydirdiğimiz insanın gerçek bedeni görünür. “
“En iyisi , en soylusu vazgeçmektir. En yüce imparatorluk , normal hayattan , başkalarıyla görüşmekten vazgeçen , üstünlük kaygısını sırtında bir mücevher sandığı gibi hissetmeyen , altında ezilmeyen bir imparatorun hükmünde olandır “