Bazen insanın herşeye ortadan başlaması çok yorucu oluyor. Bir şeyin oluşumunda sen yoktun, herşey olup bitmiş ve senden başından beri varolmuş ve olmasını sağlamış olan kişi olma sorumluluğunu istiyorlar. Diğer bir deyişle enkaz devralmanı istiyorlar.
Ayrıca başlangıçta bulunmayan insanın hiç erişemeyeceği şeyler de vardır. Belki de sadece zarardadır. Çünkü elinde olan şeyleri kaybedecektir ve yine bilinmezlikle ve artık değiştirmeyeceği mutlak olgularla dolu bir okyanusun ortasına bırakılacaktır.
Buna rağmen hâlâ "Öyle deme, yine de orada seni iyi şeyler bekliyor" diyen kişiler var. Tamam varolabilir, peki senin için mi var? Tabikide hayır. İnsanların seni iyi karşılayacağını düşünüyorsan,büyük ihtimalle yanılıyorsun. O insanlar zaten tekamül evresini tamamlamışlardır. Sen sadece olanları gözlemci olarak neşredebilirsin. Sen onlardan olamazsın.
Aslında sen "Verasetini doğuştan kaybeden" bir şehzadesin. Kimin hükmedeceği belli olmuş, senin tahtta hak iddia edemeyeceğin bir durumda doğmuşsundur. Artık bir anlamın yoktur.
Yani insan bazen hiçlik ve fedakarlık arasında bir denge üzerine başlar sürece.
Frieren - Cilt 2 ( Arada manga okumayı seviyorum, bu seriyi de tamamlamak istiyorum. Okuduğum kadarıyla hikâyesini çok sevdim.)
Herkese şimdiden haziran ayı için iyi okumalar dilerim.
Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleymanşah kitabını Malazgirt'den sonra okumanızı öneririm(eğer Türklerin Anadolu'ya giriş dönemini merak ediyorsan). Aynı müelliften zaten
Tuğrul Bey, 1055'te Bağdat'ta bulunduğu sıralarda meydana gelen bir olay üzerine "Halife'ye, hürmetim olmasa idi, bütün Bağdat'ı kılıçtan geçirebilirdim." demiştir.
Merv kurultayı itibariyle ele alırsak büyük müsadere uygulamalarının olmasından da zaten belli oluyor. Halifeliğinin bürokratlarından oldukça fazla miktarda servet ele geçirilmiştir. En büyük müsadere uygulaması onlara karşı olabilir tahminen(Kurultaydan sonraki süreci yani Gazneli fetihlerini dahil etmeden düşünürsek)
Çekildi fotoğraflar, aynı yüzler hatırası
Kaçıncı kez dudakta mırıldadım şarkımı ben, "Zor" dedim
Yolumca söyledim ve bekledim
Kimi zaman açıktı kapılar, istesem de girmedim
İnsanın kütüphaneye gidecek arkadaşı olmaması çok sıkıcı oluyor. Tek başınayken evden farkı kalmadığı için insan gitmek istemiyor. Keşke kütüphaneye gidecek birileri olsa
ben de tam tersini düşünüyorum.. bence kütüphane, ders çalışmak istendiğinde yalnız başına gidilmesi gereken bir yer. yine de beraber gidilecek kişi kriterlerim var tabiî.
Tabii ki sizin dediğinizde doğru. Ama insan yanında arada laf atacağı, beraber molaya çıkacağı, bir kitap gördüğünde beraber yorumlayacağı birini de ister bazen. Ayrıca motivasyon sağlar. Tabi nasıl bir kişi olduğuna bağlı bu durum.