Kitap gerçekten Irene'in psikolojisini o kadar iyi yansıtıyor ki ben de onunla birlikte aynı duyguları hissettim okurken. Korku... Bu duygu insana her şeyi yaptırabilir. Irene resmen hayatının bir kenara atıp tek bir şeyle günlerini geçirdi: ihanetin öğrenilme korkusu. Şantajcıya bu korkuyu yaşamamak için her şeyini hatta çok sevdiği yüzüğünü bile vermeye hazır olması bana çaresizliği en derinlerime kadar hissettirdi. En sonunda bu "korku" duygusu onu öyle bir ele geçiriyor ki tek istediği huzura ermek için hayatını feda etmek oluyor. En acısı da Irene hayatındaki şeylerin değerinin tam da farkına vardığında artık her şeyin onun için çok geç olduğuna kendini inandırmasıydı.Ama aslında kitabın akışı her şeyi değiştirdi.Kocasının başından beri her şeyi bilmesi ve sabırla karısının ona itiraf etmesini ve dönmesini beklemesi ben de büyük bir şaşkınlık ve sevgisine karşı hayranlık uyandırdı.