Ve günlerin adı yoktu, birbiri ardına sıralanışları yoktu. Sanki hep tek bir gündü yaşanan, hep aynı bomboş dolulukla. Çünkü hayat durmaz, insanoğlunun içindeki saatin o anda donmuş olması bu hayatı bağlamaz. Bütün diğer saatler ilerlemeye devam ediyorsa, senin zamanın arızalıdır.
Aidiyetsizliklerin şehri İstanbul’da herkes kendi zamanını yaşıyordu yine. O zamanı da kol saatlerinden ölçüyorlardı telaş içinde. Oysa yüreğin saati “dem bu dem”lere ayarlı. Oysa ömrün birikimini alışılageldik yıl hesabından değil, dem hesabından bilir yürek. Demler, sonsuz anlardır ya da anlık sonsuzluklar, çentik misali yüreğe kazılı.