Karin Karakaşlı

Karin Karakaşlı

YazarÇevirmen
7.8/10
108 Kişi
·
271
Okunma
·
35
Beğeni
·
3242
Gösterim
Adı:
Karin Karakaşlı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1972
Karin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi. Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. 
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı. 
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı. 
Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, halen Radikal 2’de köşe yazarlığı yapıyor. Yazar aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. 
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri: Can Kırıkları (2002, öykü), Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim? (2005, roman) ve Cumba (2009, deneme).

 
"Sokakta koşmayan, top oynamayan, dizini yaralamayan çocuklar büyüyor.
Ve ben bunu romantik kaygı olarak söylemiyorum. Bunlar eksildikçe dönüştüğümüz şey başka bir insan modeli."
Parfümlerin azizliğine uğramak bir yere kadar anlaşılırdı da, orada olmayan bir varlığın yalnızca ona ait kokusunu duymak neyin nesiydi?
..ondan hiç ayrılmadığımı; çünkü ayrılabilmek için iki ayrı varlık olmak gerektiğini, oysa bizim ilmek ilmek birbirimize dokunup iç içe geçtiğimizi nasıl anlatacaktım?
85 syf.
·9/10
Böyle güzel bir kitap için hiç inceleme yapılmaması kadar
pek okunmayan bir yazarın böyle güzel kitap yazması da ilginç. Yeterince reklamını yapamamış sanırım. Uyumadım bu saate kadar okuyup bitirdim. Zaten bu tarz kitapları seven biriyim. Bu sebeple çok beğenmiş olabilirim. Ya da okumadan önce çıtayı düşük tuttuğum için kitap yükseldi gözümde. Duru bir anlatımı var. Okuyun derim ben.
85 syf.
·4 günde·7/10
Can Kırıkları bi' öykü kitabı ve benim yazarla tanışma kitabım. Akıcılığını duru oluşuna yorduğum bu hikayelerin kişisel olarak en etkileyici yönü konulardı diye düşünüyorum.

Kitap, adını yansıtır nitelikteki konulara ev sahipliği yapıyor. Her bi' öykünün farklı bi' acısı, ilginç bi' durgunluk etkisi var. Yazarın özellikle durduğu temalar, kişinin sürgün hali, mülteci olması ve doğal afetler. Bunun dışında yazar, hikayelerinin birinde yaşanmış bi' aşkı, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Mari Gerekmezyan'ın, aşkını kurgusal ve gerçeklerle örtüşür bi' biçimde kaleme almış. Bu hikayedeki vurgu ise Mari Gerekmezyan'ın başarılarına rağmen Ermeni olarak dışlanması üzerineydi.

Tüm bu hikayeler aslında konu olarak can yakıcı, görmesi ve katlanması hatta bilmesi bile zor konulardan oluşuyor. Fakat yazarın dili son derece açık, sakin bi' aktarımı var. Olayların düzlemi derinliklerde değil, acıysa olduğu gibi dümdüz, aşksa olduğu gibi hikayenin tam ortasında aşk var; yazar hikayeleri konu olarak çoklulaştırmamış, konu cimriliği bu noktada ilginç, okunası bi' sakinlik katmış öykülere. Bu yüzden can yakıcı konular vurmadı beni, başlıktaki gibi kırmadı; sadece kağıt kesiği gibi ince bi' acı bıraktı. Elbette hikayelerden etkilenmek kesik derinliğine bağlı. Bazı kesikler güzeldir.
85 syf.
Yazarla tanışma kitabımdı.Eserin bende uyandırdığı olumsuz tınıya geçmeden evvel genel çerçevede okuyacaklar için değerlendireyim. Can Kırıkları bir öykü kitabı. Ülkemizde ve dünyada en çok okunan ve halka en çabuk ulaşan tür roman ve hemen ardından da öykü geliyor. Öykü kitabı okumanın roman okumaktan pekçok farkı var ama bence en mühimi iyi yazılmış bir öykü( hikaye) kitabını okuduktan sonra sizi duygudan duyguya, fikirden fikre sürükler yazar. Kitapta ne kadar öykü varsa o kadar da dünya kurduğundan daha çok ok fırlatır zihninize, daha çok ışık yakar gönlünüzde. Neyse meselemiz öykü ve roman ayrımı değil ama bu kitabın da öykü kitabı olması hasebiyle bu kadar uzattım mevzuyu. İşte tam da böyle bir beklentiyle okudum kitabı. Öncesinde buradaki incelemelerde, ekşi sözlükte bir iki yoruma bakınca da hepsinin ortak noktası: yalın ve alıcı bir anlatımı olmasıydı ve ben de buna katılarak incelememe başlayayım:) Evet eserin dili çok duru. Karşınızda arkadaşınız konuşuyormuş gibi hissediyorsunuz. Bir solukta öykülerin bitmesi de bundan. Elinize aldığınızda dost meclisinde dilbaz birinin sohbetine tanıklık ediyor hissi de etkileyici ve ama eserde beni rahatsız eden birkaç unsur bu akışkan dil övgüsünün önüne geçecektir muhtemelen. Kitapta yazar farklı temaları ele alıyor öykülerde. Ermeni sorunu, etnik farklılıklar, deprem vs gibi sosyal hayatta biraz da örtük olarak yaşanan ayrımları ve sorunları anlatmak istemiş ama bunları anlatmak isteyişini bize çok sezdirmiş. Şöyle ki kahramanımız mesela ilk öyküde Erzurumlu yaşlı bir Ermeni nine ve Ermeni oluşunun toplumdaki yansımasını anlatmak istemiş. Tarih kitaplarındaki Ermeni meselelerine yaklaşımdan tutun da , gavur ölüsü gibi ağır tabirindeki gavur kavramına kadar halkın gözünden azınlıklara yaklaşımı anlatmaya çalışmış. Görünüşte Bu anlatım fazla bir didaktik havaya bürünmese de biz okura şunu hissettiriyor: bakın ben bu meseleyi fark ettim ve şimdi size de fark ettireceğim. Her öyküde böyle bir gözümüze çaktırmadan gösterme var evet gözümüze sokma değil çaktırmadan gösterme. Halbuki mesela Mustafa Kutlu gibi öykücüler dertlerini çok daha örtük verdiğinden rahatsız etmiyor insanı. Öykü kitabı yazmak yerine bu mevzularda deneme, makale ve inceleme yazmak daha kolay olabilirdi yazarımız için. Anlatımın akıcılığı, saf bir çocuk üslubu belki de yazara böyle ödüller aldırmıştır. Gerçi bu kadar duru anlatımdan hoşlanmayan okur, daha edebi daha ağdalı üslubu seven kitle için bu övünç olmaktan çıkacaktır. Benim içinse dili, üslubu oldukça güzeldi ve tercih sebebimdi bu kitabı ancak gerek seçtiği konular gerekse konuları sanki madde madde sıralamış hissi uyandıran anlatımı rahatsız ediciydi. Başlangıçta dediğinim gibi yazarla tanışma kitabımdı ve bu tanışıklığımızın sıkı bir dostluğa döneceğini de sanmıyorum.
132 syf.
·Beğendi·9/10
Vay canına, evet vay canına :) Melisa Kesmez' in kitaplarından sonra okuduğum en iyi öykü kitabı. 1998’de Yaşar Nabi Nayır Ödülü ile taçlandırılmış. Kitap tam istediğim gibi ağır melankoli, bol bol sıkıntı stres barındırıyor, kalp yoruyor, boğaz düğümlüyor, sizi eskilere götürüp "Ah be, keşke" dediğiniz anları hatırlatıp ne hatırlatması yüzünüze vurup sigara üstüne sigara yaktırıyor. O nasıl kelime oyunları ablacım, nasıl betimlemeler, nasıl süslemeler. Nefes kelimesi ile yaptığın o harika satırlar ayakta alkışlanmalık.. Hayran kaldım. Bildiğiniz bir sayfanın komple altını çizdim ki daha çizilen bir sürü yer var. Öykü aralarında resmen soluklanma ihtiyacı hissettim. Baktım dışarıda okurken harika yerleri kaçırıyorum, odama kapanıp sadece kendisiyle ilgilendim. Harika bir deneyimdi. (Henüz bitirmedim, 92. sayfadayım, kıyamıyorum yahu) Öykü severler kaçırmayın ne olur. Ben yandım, siz de yanın Allah aşkına :) Ve de sakin bir ortamda, sakin bir kafayla okunması önerilir. Bu kitabın kullanım kılavuzu, reçetesi budur.
132 syf.
·3 günde·9/10
Başka dillerden şarkılar söyleyen, Yaşar Nabi Nayır ödüllü, kelimeleri dansettiren, şiirsel ve lirik anlatımıyla beni mest eden bir yazar oldu Karin Karakaşlı... Kitapta alıntı yapılacak o kadar çok cümle var ki... Okurken sizi geçmişe götürüp yaşadıklarınızı sorgulatacak çok derin, birbiriyle bağlantılı ilerleyen hikayelerden oluşan bu nefis kitabı herkese tavsiye ediyor ve yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
118 syf.
·Beğendi·10/10
Annesi öldükten bir kaç yıl sonra babası evlenen Deniz iyice mutsuz olmaya başlamıştır.Onlarla yaşamak istemiyordur ve bu yüzden il dışında kalan teyzesi ve eniştesi ile yaşamını sürdürmektedir.Sadece yaz tatili zamanlarında onları görmeye gitmektedir.Ailesinin taşındığı yeni evin orda oturan Aykızı ile tanışan Delikanlimızın bi anda hayatı olumlu yönde değişmektedir...
85 syf.
·1 günde·10/10
"Satırları okşaya okşaya okudum."

Hiçbir kitap bir anda bu kadar duygu yüklememiştir üzerime. Söze nereden başlamalı nasıl incelemeli bilemiyorum. İnsanlığımdan utandım okurken. İnsan bir çamur yığınına dönüşmemeliydi ama çoğumuz dönüştük. Satırları derin, içini kemiriyor insanın.
86 sayfada binbir alıntı yapasım geldiyse eğer bence herkesin okumasına değer.
Satın almak istemezseniz pdf için yazın ben size atarım ama mutlaka okuyun.
120 syf.
·Beğendi·9/10
Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitabı.Türkiyenin yaşadığı acılı dönemleri bazen bir şehir bazen bir eşya üzerinden insanlarla bütünleştirip öyle güzel anlatmış ki...canınız da yanıyor okurken gözünüz de buğulanıyor..Ama kitabı bitirdiğinizde insan olmanın önemini,güzelliğini düşünüyorsunuz.Bu topraklarda hep birlikte yaşamanın güzel olduğunu,doğru olduğunu,herşeyin paylaşınca,insan sıcaklığıyla güzelleştiğini anlıyorsunuz..Okuyun derim..
85 syf.
·Beğendi·8/10
Yazarın "Başka Dillerin Şarkısı" isimli kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı. İlk kitap genelde aşk, yalnızlık ve keşkeler üzerine iken bu kitap tamamıyla tehcir ve bu tehcirin insanlar üzerinde oluşturduğu ağır travmalar üzerinden gitmekte. Okurken insanlığımdan utandım. Üstelik bu sadece o anı yaşayan insanların duygu ve düşüncelerinin birkaç sayfadan ibaret bir özeti. Umarım dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde uygulamalar olmaz, savaşlar biter ve birbirimizi din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın sevebiliriz. "Zoraki Mültecinin Sustukları" isimli son hikaye ise resmen içimden geçti, kalpte çeşitli şiddetlerde depremler yaratarak. Karin Karakaşlı okuyunuz, özellikle de "Başka Dillerin Şarkısı" kitabını.
304 syf.
·301 günde·10/10
Çağdaş kuşak kadın yazarlardan en sevdiklerimden biri Karin Karakaşlı... Başka Dillerin Şarkısı kitabını okumuştum ilk önce ve iç içe geçmiş öykülerine hayran kalmıştım. Fakat benim hayranlığım İçimizdeki Ermeni isimli kitaptaki makalesiyle oldu. Özellikle soy meselesi, tehcir, Hrant Dink cinayeti ile ilgili yazdığı makaleler öyküler gerçekten çok etkileyiciydi. Su gibi akan bu anlatım tarzını ben çok seviyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Karin Karakaşlı
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1972
Karin Karakaşlı 1972’de İstanbul’da doğdu. Sankt Georg Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü bitirdi. Günlük yaşamdan süzdüğü çoğu hüzünlü öyküleri incelikli bir anlatımla kaleme alan Karakaşlı’nın ilk kitabı Bu Yayınevi Roman Yarışması’nda mansiyona değer görülen Ay Denizle Buluşunca 1997’de yayımlandı. Başka Dillerin Şarkısı 1999’da Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. 
1998’de Varlık Yayınları’nın Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne değer görülen Karin Karakaşlı, 1994’te Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda üçüncülük, 1995 Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda birincilik kazandı. 
Anita Brookner’den Özel Bir Görüş (1997) ve Péter Esterházy’den Hrabal’in Kitabı (1998) romanlarını çeviren yazarın öykü ve makaleleri Sel Yayınları’nın Kadın Öykülerinde İstanbul, Kadın Öykülerinde Avrupa ve Kadın Öykülerinde Doğu kitapları başta olmak üzere çeşitli antolojilerde yer aldı.
Şiir kitabı Benim Gönlüm Gümüş (Aras Yayıncılık) 2009’da; yeniden gözden geçirilen gençlik romanı Ay Denizle Buluşunca ve çocuk kitabı Gece Güneşi 2011’de (Günışığı Kitapları) yayımlandı. 
Karin Karakaşlı’nın Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel’le birlikte hazırladığı Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2009) adlı bir de araştırma kitabı bulunmaktadır.
1996-2006 yılları arasında Türkçe-Ermenice yayımlanan haftalık Agos gazetesinde editör, köşe yazarı ve yazı işleri müdürü olarak görev alan Karin Karakaşlı, halen Radikal 2’de köşe yazarlığı yapıyor. Yazar aynı zamanda Özel Getronagan Ermeni Lisesi’nde Ermenice öğretmeni ve Yeditepe Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor. 
Doğan Kitap tarafından yayımlanan eserleri: Can Kırıkları (2002, öykü), Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim? (2005, roman) ve Cumba (2009, deneme).

 

Yazar istatistikleri

  • 35 okur beğendi.
  • 271 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 155 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.