Bir deve de Bağdat'ı lokma lokma yutan
Bir hörgücünde Şam bir hörgücünde kızıl bir akşam
Kudüs'ü Mekke'ye taşıyacak bir deve bulsam
Dicle'de suvarsam onu Fırat'ta yıkasam
Kızılırmak toprağından kına sürsem saçlarına
Sakarya'yı zincir gibi şıkırdatsam Bardak bardak sunsam Porsuk'u kevser gibi
Refref gibi uçuracak zemzem sunsam
Kadehleri içip şarabı kırıyorsun
Doğuştan askersin savaşı kınıyorsun
Bir karınca kadar sabrın yok velilik taslıyorsun
Duvar mısın sur musun
Köprü müsün han mısın yıkılıyorsun
Rolleri biziz ama aktörlüğü sen yapıyorsun
Biz eser verdik sen tulât yapıyorsun
Bir atın savaşa akışında mı olur böyle bir eğri
Yoksa bir mimarın boğulurken gördüğü son kent çizgisi mi
Bir kundak kıvrımı mı
Belki de gözün ileriye fırlattığı Yakınlaştırılmış geometrik bir anı Soyut bir yahudi tapınağı