“Önemi yok, onu öldüreceğim!”
“Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?”
“Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un
tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde
öldüreceğim, artık sevmeyerek… Ve bir gün büsbütün ölecek.”
“Adam, orada mısın?”
Sesi, şimdi daha boğuk geliyordu: “Buradayım Zeze.”
“Yüreğimi yedin bitirdin mi?”
“Yiyorum. Ama ağzım dolu konuşamam. Bir dakika bekle.”