İşte tek başına kalsa bile şaşırmayan, içinin güçlerini, dışarının imkanlarıyla şekilleştirecek yeni yollar açan, kendini ve başkalarını yeni sonuçlara ulaştıran insan budur. Lider öyle bir 𝒕𝒆𝒌 𝒂𝒅𝒂𝒎𝒅ı𝒓 ki, o bizzat kendini yapmak kudretinin bir hammaddesidir.
İki taraf, yani bir tarafta Türkler, diğer tarafta Anzaklar’la Hindistan’ın Gurkhaları aynı siperde, aynı çukurda, aynı tek karış toprak üstünde kucak kucağa, boğaz boğazadırlar. Çeşitli diller, çeşitli mizaçlar, Tanrıya çeşitli dillerle yakarışların yanında çeşitli küfürler hep birbirine karışmıştır.
Bir savaş günü, bir insanı on yıl yaşlandırabilir. Çünkü ateş altında insan, kendi hayatı ile oynar. On yıllık tabiî ve arızasız bir yaşayışın hiç bir anında insan, kendi hayatını, kozları başkalarının, yani düşmanının elinde olan böyle açık ve kesin bir oyuna vermiş değildir.
Hangi albay Harbiye Nâzırına, Hariciye Nâzırına, Dahiliye Nâzırına, basın, fikir ve sanat adamlarına:
“— Beni dinleyin. Benim size söyleyeceğim bazı sözler, göstereceğim bazı yollar var” diye didinmiş, bağırmış, uykularını terk etmiştir?