Osmanlıca gündelik hayatımızda halk ve maalesef havas dediğimiz okumuşlar arasında da ayrı bir dil olarak zikrediliyor. Dahası son zamanlarda tarih ve edebiyat fakültelerinde bile “Osmanlıca bilir” gibi abes bir deyiş söz konusu olmaya başladı. Oysa Osmanlıca, sadece Türkçenin Arap harfleriyle yazılmasıdır.
Türk kimliği ve şuuru; tarih kitabı okutarak, tarihî piyes seyrederek, tarihî film çekerek veya şiirle, müzikle oluşmuş değildir. Doğrudan doğruya kan, ateş ve kavga ile oluşmuş. Bu nedenle Türk kimliğine sahip olan adam, Xénophobia (yabancı düşmanı) olmuştur; ister kabul edin ister etmeyin ama bu böyledir.
Gövde bir kez günah işler ve günahla ilişkisi kesilir, çünkü eylem bir tür arınmadır. Eylemden sonra tek artakalan bir zevkin anımsanması ya da bir pişmanlığın lüksüdür. Şeytandan kurtulmanın tek yolu şeytana uymaktır. Karşı gelindi mi ruh kendi kendine yasakladığı şeyin özlemiyle hasta düşer; kendi ürkünç yasalarının korkunçlaştırdığı ve yasallıktan çıkardığı şeye karşı duyduğu arzuyla marazileşir.