Zeynep Merve

Zeynep Merve
@Duslerarsivi
“Okumak özgürlüğe uçmaktır.” EVLİ,MUTLU,KİTAPLI,KEDİLİ (Burada olmamdaki tek amaç yeni kitaplar keşfetmek ,yapılan yorumlar sayesinde okumayı düşündüklerimi değerlendirebilmek .Lütfen saçma sapan mesajlar atmayın!!!
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2024 15:16
Bu Öykülerin Dili Var ,arkadaşlarımın da çokça emeği var. İlk hissettiğim şey;yazmaya başladıkları zamanlara tanık olduktan sonra nihayet elimde tuttuğum anda heyecan ve gururdu.Hiç boşa da çıkmadı .Üstelik iyi olacağını tahmin ediyordum zaten ama daha fazlasını bulmak..İşte onu tarif etmekte zorlanıyorum keza duygulanıyorum da. 14 yazardan 14 samimi hikaye var bu kitapta.Hepsi hayatın içinden,hepsi biziz ,hepsi iç seslerimiz.Aynı zamanda verdikleri mesajlar özellikle sosyal mesajlar çok kıymetli. Farklı farklı yazarların kitaplarını anlattığımızdan çoğu kitap sayfası olan arkadaşlarıma hep şu yorum gelir; ”bir gün sen de kendi kitabını yazsana”. Bunu duymak hem hoşumuza gider hem de korkutur .Çünkü yazılmış bir kitaba yorum yapmakla kendi hikayeni,kendi dünyanı kaleme almak arasında dağlar kadar fark olduğunu bilirsin.Bu yüzden eminim hepsi hem bu cesareti gösterdikleri hem de duygularını en güzel şekilde aktarabildikleri için çok fazla insana ilham olacaklar. Öte yandan şu da var ki;gerçekten iyi hikayeler iyi okurların elinden çıkıyor bunu bilir bunu söylerim.Kitap yazmanın bence en temel unsurudur bu.Ne mutlu ki gerçekten çok okuyan insanların elinden çıktığı belli olan bir kitapla yine onlar sayesinde tanıştım.Çok da fazla kendi yaşanmışlıklarımdan,çevremde gördüğüm duyduğum şeylerden izler buldum. Alıp okuyacak olan herkes umarım keyif alır benim için kesinlikle öyleydi.Tüm emeği geçenlerin yüreğine sağlık,kaleminiz parlasın. Her Ay Okuyanlar Kulübü
Bu Öykülerin Dili VarKolektif · Parla Akademi Yayınları · 034 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2024 04:18
Herkese selam bugün sizlere fantastik-romantik türde bir serinin ilk kitabını getirdim. Perilerle ,insanların birbirine düşman olduğu hatta perilerin kendilerini üstün ırk gördüğü ve insanlardan çok daha güçlü,acımasız olduğu bir evren düşünün.Kısıtlı topraklarda,kısıtlı şartlarda belki şu an önemsiz gördüğümüz her türlü eşyanın çok kıymetli olduğu yepyeni bir dünya düzeni var.Perilerle ,insanların çok ince ve keskin bir sınır üzerinde politik,stratejik hamlelerle iş yürütmeye çalıştığı ,karanlık,her an pimi çekilse bir olayın patlak verebileceği oldukça kırılgan bir denge var.Böyle bir ortam içerisinde yaşananları ve maruz kaldıklarını anne ,babasını çok küçük yaşlarda kaybeden ve Kralın himayesinde yaşamını sürdüren,iyi imkanlara sahip olduğu kadar,savaşmak konusunda da eğitim alan Brexley’den dinliyoruz. İlk başlarda biraz durağan ilerlese de bambaşka yaratıkların,perilerin,insanların olduğu kurgusu sabırlı olursanız sizi bir noktada inanılmaz etkisi altına alıyor.Hele ki Brexley’nin Dehşet Evi diye adlandırılan bir peri hapishanesine düşmesiyle birlikte hikayedeki gerilim muazzam yükseliyor.Dahası yazar çok gerçekçi tasvir ediyor burayı.Yani o hapishaneli bölümlere geldiğinizde kolay kolay etkisinden çıkamıyorsunuz bunu garanti edebilirim.Zaten hikayenin teması da aslında bu başta bahsettiğim evrenden ziyade peri gardiyanların,çeşitli yaratıkların,insanların çok çetin şartlarda ve sağ çıkalamayacak kadar berbat olan,kimsenin kolay kolay yerini dahi bilmediği bu yerdeki hayatta kalma mücadelesi aslına bakarsanız. Ben çok beğendim,dinamik bir kurgu ,iyi bir hikaye,yetişkinlere uygun olduğunu da söyleyeyim.Biraz sağlam da bir mide istiyor şiddet unsurları barındırıyor çünkü.Aşk,savaş,gerilim,entrikanın iç içe geçtiği güzel bir fantastik.İkincisi de yeni çıktı.Hemen
Yabani TopraklarStacey Marie Brown · Ren Kitap · 2024160 okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2024 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2024 12:30
Bugün size çok okunan ,çok beğenilen Daisy Darker’dan bahsedeceğim.Bu ay okumak için bence en güzel zamanlar .Neden derseniz kitap tam da Cadılar Bayramı’nda ,gel git etkisiyle suların çekilip sonra da 8 saat bütün çevresinin sularla kaplandığı yazar Beatrice Darker’ın Deniz Cam’ı adındaki evinde geçiyor. Gelenek olduğu üzere her yıl Beatrice’in doğum günü için bir araya gelen Darker ailesinin fertlerini bekleyen akıllara durgunluk veren bir dizi olayın 8 saatini okuyorsunuz arkadaşlar.Hikaye, küçüklüğünden beri kalbindeki bir rahatsızlıktan dolayı ağır yaşam mücadeleleri veren,iki ablası tarafından çeşitli zorbalıklara uğrayan ,sorumsuz anne babasının da maalesef pek ilgilenmediği,sadece Beatrice’in kıymetlisi,en küçük torunu Daisy etrafında şekilleniyor.Zaten yaşananları anlatan da yine Daisy. Saat başı bir aile üyesinin ölümüyle sonuçlanan bu hikayede gerçekten heyecan ve gerilim dozu gayet güzel ayarlanmış.100.sayfaya geldiğimde artık finalde ne olacağına dair birçok şeyi doğru tahmin etsemde o kadar sürükleyici anlatılmıştı ki sonuna dek okumaktan geri duramadım.Bence yazarın en sürükleyici ,en başarılı kitabı. Bazı okurlar Agatha Christie’nin On Kişiydiler romanına çok benzediği konusunda eleştirilerde bulunmuş e ama arkadaşlar zaten yazar kitabın sonlarına doğru hikayede yaşananlara bu kitabın ilham olduğunu ,klavuzluk ettiğini,aynı zamanda Daisy’nin cinayet romanlarına çok düşkün olduğunu kendisi söylüyor . Neden eleştirdiniz ki bunu? Neyse özetle kurgu iyi,işleniş iyi.Geçmişle şimdiki zaman arasındaki sıçramalar iyi.Ben Taş Kağıt Makas’tan daha çok sevdim.Geriye kaldı Ne Yaptığını Biliyorum.Onu da okuyunca anlatırım sizlere. Okumak için tam zamanı.Cinayet,gizem,gerilim,aile draması severlere kesinlikle tavsiyemdir.
Daisy DarkerAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20241,391 okunma
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2024 00:00
Yunan Mitolojisi’nin bilindik değil de ;hikayenin daha kıyıda köşede kalan karakterlerinin gözünden anlatılması bana çok başka bir zevk ve keyif veriyor.Örneğin İokaste’yi ,Oidupus’u pek tabii Antigone’u biliyorum ama İsmene cephesinden pek bir bilgim yok daha silik bir isim benim için hatta birçoğumuz için muhtemelen öyle.İşte tam da bu noktada İokaste’nin Çocukları gözümde bir anlam kazanıyor. Yazarın sonsözde de belirttiği gibi temelde Oidipus’un hikayesinin anlatıldığı kitaplar hatta sahnelendiği oyunların farklı farklı versiyonları, yorumları var ve böyle olunca ne hikmetse aslına bağlı kalmadığına ,fazla değişiklik yapıldığına dair eleştiriler almasını biraz tuhaf bulduğumu söylemeliyim.Kurgu yahu bu yani aynı şeyleri anlatmış olsa ne zevk alacağız ?O zaman Antik Yunan Edebiyatı’nın çok dışına taşmamak lazım. Kısacası ben seviyorum bu tip romanları,başka perspektiflerden ele alınan tragedyalar benim için farklı bir tat . Gelelim benim eleştirdiğim noktalara;şimdi çok güçlü bir hikaye var elinizde.Ortada küçük yaşta Kral Laios ile evlendirilmiş ve ölümünden sonra Thebai’nin kraliçesi olmuş İokaste’nin bilmeden oğlu Oidipus’la evlendiği çok hazin bir trajedi var ortada.Peşinden oğullarının rekabetleri ,kızlarının yaşadığı müthiş acılar var .Malzeme bu kadar dehşetli olunca insanın duygularını fazlasıyla pik yaptıracak bir işleniş beklentisi doğuyor.Onu pek yakalayamadım açıkçası.İçselleştiremedim. Tempo düşük ,olay geçişleri çok düz ne yazık ki.İniş çıkışlar olsun,kendimi okurken karakterlerin yerine koyabileyim,bir sonraki bölüme daha büyük merakla atlayabileyim isterdim. Antigone alışık olduğumuz üzere daha kafa tutabilen,isyan edebilen,haksızlıklara karşı sesi daha gür çıkabilen bir kızken bu romanda pasifize edilmesini de kişisel olarak beğenemedim.Karakter
İokaste’nin ÇocuklarıNatalie Haynes · İthaki Yayınları · 2022338 okunma
6/10
·240 syf.··
2024 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2024 00:00
Çölün Dili bir mülteci olan Erfan’nın çocukluğundan beri savaşın halkına ve O’na verdiği sayısız zarar ve acı sonrasında köyünü terkederek yapmış olduğu tehlikeli yolculuğu anlatan bir kitap. Bu hikaye genel olarak bir göçe odaklanırken ,bazı bölümlerde Erfan’ın zorlu hayatına geçişler yaparak savaş denen illetin bir tarafı olmak zorunda bırakılan bir halkın ve aynı zamanda da çareyi ülkesinden kaçmakta bulan insanların yol üzerinde yaşadığı türlü eziyetleri ve muameleleri gözler önüne seriyor. Öte yandan tabii bu göç dalgalanmalarının aslında bir mağduru daha var ;o da ülkeleri tıpkı bizim gibi mülteci akınına uğramış olan insanlar.Yaşadığımız sorunları sanırım tek tek saymama gerek yoktur. ilk kez bu konuyla alakalı bir kitaba denk geldim.Daha doğrusu anladığım kadarıyla yazarımız ülke ismi vermemesine rağmen Suriyeli/Afganlı mülteciler ve ülkemiz üzerinden hikayesini anlattığı için ilk diyorum.Böyle olduğunu düşündüren güçlü işaretler barındırıyor.Yoksa tabii ki benzer nitelikte çok iyi kitaplar okudum.Örnek vermem gerekirse Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş gibi.Ve konusu bakımından o havayı aldım Çölün Dili’nden de.(Khaled Hosseini’nin olayları aktarma şekline de bayılırım bu arada) Özetle;kurgunun ve anlatılanların çokça tekrara düşmesini olumsuz değerlendirmekle beraber; konunun hem mültecilerin bakış açısından hem de göç etmiş oldukları ülkede karşılarına çıkabilecek durumlar ve o ülke insanları tarafından karşılaşabilecekleri tepkiler penceresinden de aktarmış olmasını beğendim diyebilirim. Malumunuz tam da şu an Avrupa’daki birçok ülke savaşın bitmesi nedeniyle mültecileri artık gönderme kararını peş peşe açıklıyorlar ve benim temennim de güvenli ortamın sağlanarak, aynı veya benzer türde çözümlerle sorunun bir an önce giderilmesi.Zira artık
Çölün DiliEray Akgül · Esinti Yayınları · 202426 okunma