Biri

Biri
@DustInTheWind
Beğeni için değil; okuduğum kitaplarda önemli bulduğum ve beğendiğim kısımları kaydedebilmek için paylaşım yapıyorum.
Bir prensin savaş, savaş düzeni ve savaş disiplini dışında başka herhangi bir amacı, herhangi bir düşüncesi olmamalı, bunun dışında hiçbir şeyi uğraşı olarak benimsememelidir; çünkü savaş, komuta eden kişiden beklenen tek uğraştır ve öylesine önemlidir ki, prens doğanları o konumda tutmakla kalmaz, çoğu kez sıradan insanların da o konuma yükselmesini sağlar; buna karşılık, prenslerin, silahtan çok zevklerini düşündüklerinde, devletlerini yitirdikleri görülmüştür. Devleti yitirmene yol açan ilk neden, bu uğraşı ihmal etmektir; devleti ele geçirmeni sağlayan neden ise, bu uğraşın ustası olmaktır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanlar hep başkalarının açtığı yollarda yürür ve eylemlerinde taklitle yol alırlar, ama ne başkalarının yollarına bütünüyle bağlı kalabilir ne de taklit ettikleri kişilerin gücüne erişebilirler; bu yüzden, sağduyulu bir kişi, her zaman büyük insanların açtığı yollardan gitmeli ve en kusursuz kişileri taklit etmeli –böylece, gücü onlarınkine erişemese bile, hiç olmazsa bir ölçüde onun havasını yansıtacaktır– ve usta okçular gibi yapmalıdır: Onlar, vurmak istedikleri yer çok uzak göründüğünde, yaylarının gücünü bildiklerinden, hedef aldıkları yerin çok daha yukarısına nişan alırlar: Oklarıyla o kadar yükseğe erişmek için değil, böyle yükseğe nişan almanın yardımıyla hedeflerini vurabilmek için.
Çünkü aslında, yıkım dışında buraları elde tutmanın güvenilir bir yolu yoktur. Ve özgür yaşamaya alışmış bir şehre egemen olup onu yok etmeyen kişi, o şehir tarafından yok edilmeyi bekleyebilir; çünkü böyle bir şehre, ayaklanmada, özgürlük ruhu ve eski düzen her zaman sığınak olur; ne geçen sürenin uzunluğu ne yapılan iyilikler, özgürlük ruhunu ve eski düzeni asla unutturamaz. Ve ne yapılırsa yapılsın, ne önlem alınırsa alınsın, o şehirde yaşayanlar, birbirlerinden ayrılmaz ya da dağıtılmazlarsa, o ruhu ve o düzeni unutmazlar ve her olayda onlara sığınırlar; yüz yıl Floransalıların boyunduruğunda kaldıktan sonra Piza’nın yaptığı gibi.
Türk’ün ülkesini işgal edebilmedeki zorlukların nedenleri şunlardır: O ülkenin derebeyleri tarafından oraya çağrılman olanaksızdır, keza hükümdarın çevresindeki kişilerin başkaldırısının, senin girişimini kolaylaştırmasını umamazsın. Bu da, yukarıda belirtilen nedenlerden kaynaklanır: Hepsi sultanın kulları oldukları ve ona bağlı oldukları için, satın alınmaları daha zordur; satın alınsalar bile, daha önce belirtilen nedenlerden ötürü insanları peşlerinden sürükleyemeyecekleri için, fazla yararlı olmaları beklenemez. Bu yüzden, Türk’e saldıracak olan kişi, onu tam bir birlik içinde bulacağını düşünmek zorundadır ve oradaki kargaşalar yerine kendi güçlerine bel bağlamak durumundadır. Ama bir kez Türk’ü yener ve ordularını yeniden toparlayamayacağı biçimde onu bozguna uğratırsa, hükümdarın soyu dışında çekineceği bir şey kalmaz: Hükümdarın soyu ortadan kaldırılınca, korkulacak hiç kimse kalmaz, çünkü başkalarının halk nezdinde hiçbir itibarları yoktur ve galip olanın nasıl zaferden önce onlara bel bağlaması olanaksız idiyse, aynı şekilde zaferden sonra da onlardan korkması gerekmez.
Başkasının güçlenmesinin nedeni olan kişi, kendi yıkımına yol açar; çünkü o güç, ya becerinin ya zor kullanmanın sonucudur ve güçlü hale gelmiş kişi için bu iki nitelik de kuşkuludur.