Biri

Biri
@DustInTheWind
Beğeni için değil; okuduğum kitaplarda önemli bulduğum ve beğendiğim kısımları kaydedebilmek için paylaşım yapıyorum.
Ekranlardan izlediğimiz Körfez Savaşı gelecek yüzyılda yapılacak çatışmaların habercisi değil, tersine 20. yüzyılın modası geçmiş son büyük konvansiyonel savaşı idi. Ama ne fark eder? Onurumuzu avukatlara, çocuklarımızı uzmanlara, topraklarımızı makinelere bıraktığımızdan, bizi korusun diye atımızı, silahımızı teslim edip devlete sığındığımızdan beri ne kaldı geriye? Kendisini korumaktan, yaşatmaktan aciz, geleceğin kulları olan bizler için...
Reklam
Yüzyılımızın devletleri uzaktan kumandalı bombalarıyla sivilleri kıyadursun, ortaçağda tepeden tırnağa zırhına bürünen şövalye, aynı zırhı onu korumak için atına da geçiriyordu. Yok etmek değil, hükmetmekti esas olan. Bugün sanılanın tersine, insanın, atın değeri vardı ortaçağda.
Zamanla dünyanın her yerinde seçimlerle gelenler, gideni aratmaya başladı. Eskisi gibi devlet adamları çıkmaz oldu. Birbirinden çapsız, şöhret ve para düşkünü insanlar devlet başkanı, başbakan falan oldular. Onlardan tiksinmek ve tek tük fıkralarla duyduğu öfkeyi hafifletmek dışında, halk pek tepki göstermedi. Siyasetin yozlaşmasıyla tüm değer yargılarımızı yitirmiş ve politikaya iyice yabancılaştırılmıştık.
Akıl kendi kendinin yeridir ve kendi başına Cehennemi cennete cenneti cehenneme çevirebilir Şeytan, John Milton
Bir yerde uzun zaman kaldığınızda, dünyanın ne kadar büyük ve uçsuz bucaksız olduğunu unutuyordunuz. O enlem ve boylamların uzunluğunu algılayamıyordunuz. Kendi içimizdeki uçsuz bucaksızlığı da algılayamadığımız gibi, diye düşündü Nora.
Sayfa 132·Kitabı okudu