Yorulmuşsundur, anlatmaktan, anlatamamaktan ve anlaşılamamaktan. Şimdi ne yapmalıyım dersin ve bir kitap çıkar karşına. “Sessizlik kelimelerin yokluğu değil, söylemeye cesaret edemediğimiz her şeyin dilidir.” der ve kapak aralanır. Tüm ağırlığınla çöktüğün yerde, omzunda hissettiğin bir el olur, “Buradayım, rahatla.” der. Sonra doğrulur ve kalkar kalkmaz da koşmak istersin, “Dur biraz,bu kadar hızlı yol alamazsın, şu an durman gereken bir duraktasın ve benim sana söylemem gerekenler var. Acelemiz yok, istersen gel oturalım ve biraz konuşalım” der. Ve dinlemeye dalarsın, içinden geçenlere tercüman olur, dile getiremediklerine elçi, kısa bir süreliğine de olsa yoluna yoldaş olur ve etkisi inanılmaz iyi gelir çünkü söylenenler yeni değildir ama birinin durdurup yeniden hatırlatması gereken sözlerdir.Ve “Hayat bir meydan savaşı değil, bir yolculuk.” demiş yazar. Ve ben tekrar yola çıkmak için bu duraktan ayrılıyorum, ta ki çok hızlanmadan bir sonraki durakta yeniden dinlenmek üzere inene kadar. Bu yolculuğumun bir kısmında bana eşlik ettiğin için teşekkürler.
Yazarın kalemine sağlık.