Fotoğraf çekmeye başladığım zaman hayatla ilgili en güzel öğretiyi kazandım diyebilirim. Her manzaranın çok geniş bir açısı vardı ve en güzel açıyı bulmak için bakışı ve lensi değiştirmek gerekiyordu ve hatta doğru zamanı da beklemek. Manzara öylece duruyordu çünkü...
Pozisyonumu ve bakış açımı değiştirmek, doğru zamanı yakalamak zorunda olan bendim. Ancak bunu yaparsam en güzel görüntüyü yakalayabiliyordum. İnsanın Anlam Arayışı kitabında çok güzel bir cümleyle anlatmıştı Frankl bunu, şimdi yazarken aklıma geldi, tam cümleyi hatırlayamıyorum ama aklımda kalanla birleştireceğim: Bir durumun değişmediği zamanlarda insan kendini değiştirmeli.
Fotoğraf çekmek tam olarak bunu anlatmıştı bana işte. Bu yüzden gördüğüm her yerde gözüme güzel gelmese bile biraz kıpırdanıp en doğru açıyla, en doğru zamanda o yere defalarca bakmaya çalışıyorum. Ve artık yaşamın içinde de aynısını yapıyorum. Kitapları, yaşamdan çıkardığımız anlamlarla bütünleştirmek okumanın, zorlanılan anlarda esneyebilmekse yaşamın en güzel hali bence...