Arturo Bandini

Arturo Bandini
@Duysen
ODTÜ Matematik mezunu nev-i şahsına münhasır idealist ve kitapsever matematik öğretmeni
Öğretmen
Yüksek lisans
Bursa
Susurluk
41 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
doğrusu toplum bizi kandırmıştı. eğitimin gücüne liyakatın değerine bizleri inandırmıştı. bütün bunlar olursa “her şey çok güzel olacak” diye tozpembe bir resim çizmişti. nepotizmden, adaletsizlikten, sevgisizlikten bahsetmemişti. güzel ahlaktan dem vurup, ahlakı ve etiği hiçe sayanların baş tacı edileceği söylenmemişti. başarıları gölgelemenin, başarıya ulaşmaktan kolay olduğu dünyada itibarsızlaştırma politikaları bunun için vardı. inandığımız hiçbir değerin toplumda karşılığı yoktu. önümüzü göremiyor, arkamızda olanlara artık anlam veremiyorduk. sıkışıp kalmıştık, başka bir devrin adamı gibi yetiştirilip zaman makinesiyle bu ana yollanmıştık. çırpındıkça batıyorduk. “bir umut ki yaşatır insanı” misali feveranlarımız akabinde “acaba mutlu olabilir miyiz bir çıkar yol bulabilir miyiz?” diye sorguluyorduk. idealarımız, benliğimizden fersah fersah uzakta kalmıştı. maddi beklentileri adına ölümsüzlük iksirini bulmuşcasına yaşayanlar dünyamızı kirletmiş hayallerimizi piç etmişti.
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ölümün en iyi zamanı
gerçeklere katlanabildiğin ölçüde güçlüsün diye çıktığım bu yolda mütemadiyen yolunu kaybetmişlerle yürüdüm. tüyü bitmemiş yetimlerin hakkının yendiği sokaklarda olması gerekenleri anlatıp olmaması gerektiği gibi yaşayanlarla büyüdüm. hayatın bir kumar olduğunu çoktandır fark etmiştim. zar ellerinde olsa dahi geleceğe hükmedemiyordun. planları yapan güce boyun eğmiştim. kendimi her daim iyi ifade ederim diye inandım. kimseyi ikna edemediğimde yanıldığımı anladım. zannettiğim kadar iyi bir insan değilim belki de. umutsuzca haykırışlarım, anlamsız çığlıklara dönüştü. hayallerim ellerimden kayıp giderken dürüst olmak her şeyi çözer sanmıştım. halbuki yalandan ırak olmak mutlulukla arana mesafe koymak demekti. insan kimseyi kandırmasa dahi kendini kandırmak isterdi. bir öğrencim her fedakarlığımı hiçe saydığında anladım. önceleri yılmamıştım. insanları değiştiririm zannedip, kör göze parmak sokuyordum. “kral çıplak” diye ortalarda dolanıyordum. sürekli oyun bozuyordum. iyilik için kurnazlık yapıyor adeta haine hainlik yapmak isteyen 2. abdülhamit’in ruhuna bürünüyordum. sanki kimse göremiyor da bir ben fark etmişim gibi havalanıyordum. “insan kör olur görmek istemezse” vecizesini duymamış gibi yapıyor, bir akıllı benmişim gibi kılı kırk yarıyordum. çamura yatanların haklı, salağa yatanların mutlu olduğunu fark ettiğimde iş işten geçmişti. kimliğim oturmuş, dunning kruger sendromunu öğrenmiştim. başkaları gibi ad hominem yaparak vicdanımı susturamayacağımı biliyordum. ne için çabalıyordum, kime neyi anlatabilirdim ki? anlaşılmak gibi zor bir fiilin gerçekleşmesi belki yüzyıllarımızı alırdı. doğrusu toplum bizi kandırmıştı. eğitimin gücüne liyakatın değerine bizleri inandırmıştı. bütün bunlar olursa “her şey çok güzel olacak” diye tozpembe bir resim çizmişti.
Edebiyat
Gerçeklerin izinden gidecek cesareti olmayanlar yalanların bataklığında boğulurlar.
Edebiyat
İnsanlar iyiliğinin kıymetini bilmezler ta ki yapmayı bırakana kadar
1000k