Arturo Bandini

Arturo Bandini
@Duysen
ODTÜ Matematik mezunu nev-i şahsına münhasır idealist ve kitapsever matematik öğretmeni
Öğretmen
Yüksek lisans
Bursa
Susurluk
41 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Bir İngiliz atasözü der ki " herkesin istediği, herkesin verdiği fakat çok az kimsenin aldığı şey nedir? nasihat!"
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
insan geçmişi hüzünlü fakat bir o kadar da melankolik bir ruh haliyle anar. ona göre geçmişte yaşananlar çok güzel şeyler olup insan o an bunların kıymetini bilememiştir. elbette bu düpedüz bir yanılsama ve romantizmden ibarettir. insan, içinde bulunduğu andan keyif alamamaya meyyaldir ve onu zihninde basitleştirme eğilimine sahiptir. heraklitos'un "aynı nehirde iki kez yıkanamazsın" sözünü zihinler idrak etmek istemez, kişi geçmişindeki nehirlerde şu an yıkanabilseydi her şeyin daha iyi olacağını öngörür.
Edebiyat
Sen Ankara, sen! Gençliğimin, en güzel zamanlarımın simgesisin. Aynı zamanda hayal kırıklıklarımın başkenti. Mest oluşlarımın şehrisin. Mest oldukça kayboluşlarımın; kayboldukça, varoluşlarımın. Beni ben yapansın. Sokaklarında yürüdüğümde kendimi bulduğum, tipilerine meydan okuduğum, kafelerinde neşe dolduğum, bazen kavga ettiğim, bazen güldüğüm, kâh eğlenip, kâh doyasıya ağladığım, ağladıkça olgunlaştığım, olgunlaştıkça uzaklaştığım karmaşık bir şehirsin.
Edebiyat
yaşamın anlamını ve anlamsızlığını sorguladığımda beni hayata bağlayan şeyin acılardan ve anlamsızlıklardan bir gün kurtulacağıma, güzel ve mesut günler göreceğime dair olan bitmek tükenmek bilmeyen yoğun bir inanç olduğuna kani olurum. bunun için tüm sıkıntılara göğüs gerer, her pozitif insan gibi yarın bugünden daha iyi olacak mottosuna sığınarak kendimi avuturum. ama gerçeği tüm çıplaklığıyla görebilen gerçekçi bir beyin, her sınırlı şey gibi uzun vadede yok olacakların getirdiği ıstırabı öngörmekte, idrak etmekte ve içselleştirmekte ne yazık ki zorluk çekmez. tüm bunları gördüğünde ise, her aklı kendi boyutunu aşan insan gibi , sadece sıradan bir yok oluştan daha fazlasını yapmaya, ismini hafızalara kazımaya, insanlığa ve doğaya bir şeyler bırakabilmeye, sevmeye ve sevilmeye anlamlar yüklersin. çünkü bunlar sınırsızdır. maddiyata bağlı beklentiler ise insanın ıstırabını dindirmekte yetersizdir. bilinci anlamladırmak ve bir ülkü sahibi olabilmek, bedeninin çürümesine rağmen ruhunun sonsuzluğa erişebilmesinin belki de yegane yoludur. bu bağlamda da, yazmak seni sınırlarından kurtaran, toplumun içinde kaybettiğin özgürlüğünü yeniden sana geri veren, seni saçmalıklarınla dahi anlamlı gösteren, bulunmaz bir nimet haline geliyor. yazdıkça dostoyevski'yi hatırlıyor, ruhuna methiyeler düzüyorsun, anlamsızlıklarından kurtulup, derin bir oh çekiyorsun. bilinçaltının dallarını budayıp, yeni filizlerin ruhunda bitmesine imkan tanıyorsun.
Edebiyat