Sadece sonuca değil, sonuca giderken yaptıklarımıza da değer verebilmek.
Günün sonunda kendimize sorduğumuz soru bile bunun değiştiriyor. "Ne başardım?" yerine "Bugün ne yaptım, ne öğrendim, neyi denedim" diye sormak, küçük görünen ama etkisi büyük bir değişiklik.
İkinci olarak, tek bir sonuca tek bir yoldan ulaşma fikrinden biraz uzaklaşmak gerekiyor.
Çoğu zaman bir hedefi zihnimizde tek bir senaryo üzerinde kuruyoruz. Oysa işler her zaman o senaryoya göre ilerlemiyor. Böyle durumlarda süreci tamamen bırakmak yerine, "Buradan nasıl devam ederim?" diye sorabilmek önemli. Bu soru zihnin tekrar açılmasını sağlıyor.
Üçüncü nokta, çoğu zaman ihmal ettiğimiz bir şey: Hareket.
Beden hareket ettiğinde zihin de değişiyor. Kısa bir yürüyüşten sonra daha farklı düşünebildiğimizi hepimiz biliyoruz. Bunun biyolojik bir temeli var. Hareket, dopaminerjik sistemi ve bilişsel esneklikten sorumlu yürütücü işlevlerle ilişkili beyin devrelerini etkiliyor. Böylelikle zihnin tek bir hedefe kilitlenmiş halinin gevşetmeye yardımcı oluyor.
Bazen gerçekten yapılacak en doğru şey, daha fazla düşünmek değil, biraz hareket etmek.
Prof. Dr. Ayşe Bilge Selçuk / Dopamin ve zihinsel esneklik / Oksijen 17-23 Nisan 2026 s.12