Dx

Sanat ve Yaratıcılık
Sanatla uğraşmak için sanatçı olmamız gerekmiyor. İnsan var olduğundan beri bunu hep yaptı, yaptığına sanat diye bir isim de koymadı. Şarkı, müzik, dans ile; ateş başında anlattığı hikâyelerle; mağara duvarlarına çizdiği resimlerle iç dünyasını anlattı; hem yaşadıklarını, duygularını hem de hayalini kurduklarını böyle farkı şekillerde ifade etti. (...) Sanatsal üretim, iç malzemeyi dışarı çıkarmaya yardımcı oluyor. Böylelikle soyut, tanımlamakta, anlamakta zorlandığımız iç malzeme ifade bularak üzerinde çalışılabilir hale geliyor; bir anlamda nesnelleşiyor. Bu, insanı içindeki duyguların baskısı ve yükünden kurtarıyor; daha objektif bir bakışı, önceden görülemeyen düşünüş şekillerini mümkün hâle getiriyor. Sanat terapisi aynı zamanda katarsis; yani güç, acı verici ya da karmaşık duyguların dışarı çıkmasını, boşalmasını ve duygusal rahatlamayı da kolaylaştırıyor. Bu, duygusal stres ve anksiyete üzerinde sakinleştirici bir rol oynuyor.
Sayfa 92
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Psikolojik Sağlamlıkta Yas Sürecine Yer Var mı?
Tanıdığımız en güzel insanlar; yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi, kaybı bilen ve en dipten çıkış yolunu bulmuş insanlardır. Bu insanlar; kendilerine has bir şükrana, duyarlılığa ve yaşama dair şefkate, nezakete ve derin bir anlayışa sahiptirler. Bu güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar.
Sayfa 82
Değişime direnç
Bilmediğimize karşı korku ve kaygı hissederken yine de ona yaklaşabilmeyi, alan açabilmeyi, denemeye cesaret etmeyi, beklenmedik olumsuz sonuçlarla karşılaşabilecek olsak da üstesinden gelebileceğimize dair inancı mümkün kılan özelliğimiz psikolojik sağlamlık.
Sayfa 82
Bu pis ve müthiş Makedonya'nın kabuslarını buselerimle senin gözlerinden sileceğim.
Sayfa 207 - Bomba
Aziz Üsteğmen'imiz, beni ve İsmet'i bölükteki askerlerle tanıştırdı. Bölük astsubayları Attila ve Kenan da bizlere "Hoş geldiniz!" dediler. İkisi de uzun boylu, esmer, iyi yarı, çok becerikli, tecrübeli ve işinin ehli askerlerdi. Kenan Kayserili, Attila Eskişehirliydi. Kenan Astsubay'ı ne zaman görsem arkasında ufak tefek, kara kuru bir askerle geziyor olurdu. Bir gün sordum: "Kenan Astsubayım yanındaki arkadaş kim?" "Bu benim hemşerim asteğmenim. Ben buna göz kulak oluyorum. İsmi Cafer." "Oooo merhaba Cafer. Nasılsın bakayım?" Cafer, gevrek gevrek cevap verdi: "Sağolun gomutanım. Kenan Gomutan'ım sayesinde çoh eyiyim." "Kenan Astsubayım, köylüne çok iyi bakmışsın." Kenan Astsubay göz kırptı. "Bakmaz olur muyum? Ben Cafer'e zeytin veririm. Peynir, fındık, fıstık veririm değil mi lan Cafer?" Cafer iyice gevşeyip Kenan Astsubay'a sarılarak "He valla gomutanım, seni pek tahdir ediyom."
Sayfa 84