"Kibarca gülümsedi genç. Kendisine ne lakap taktıklarını fazla umursamıyordu. Dağlarına geri dönmeyi hak etmek için yapması gereken bir şey vardı ve o da sakince bunu yapıyordu, hepsi bu.
"Kadınlar nice iyi dövüşçünün mahvına sebep olmuşlardır, ama bizim oğlana diş geçiremezler. Genç bir etekli ona iki kere baksın veya bir kez baksın ama biraz uzunca süzsün, hemen kız gibi yüzü kızarır. Kızlar da ona hep bakar. Ama hele bir dövüşmeye başlasın! Tanrım! İçindeki eski, yabani İrlandalı kanı alevlenir ve ona öyle yumruklar attırır ki... Ama aklına yanlış bir şey gelmesin. Hiç kendini kaybetmez. En iyi zamanlarımdaki ben bile onun kadar soğukkanlı olmamışımdır. Benim başıma gelen kazaların içimdeki hiddetten kaynaklandığını sanıyorum. Ama oğlan tam bir buzdağıdır. Buzhanenin içindeki elektrik teli gibidir, ısınsa bile hemen soğur. "
"Laura'sız bir Petrarca'yı, Fiammetta'sız bir Boccaccio'yu düşünürüz de Beatrice'siz bir Dante'yi düşünmek aklımızdan bile geçmez. Çünkü hayatları gibi eserleri de büyük bir şey yitirmeden Laura'yı da, Fiammetta'yı da bu iki şairin varlığından çekip çıkarmak mümkündür. Ama aynı şey Dante için söylenemez, Beatrice'yi kaldırınız, Dante'nin hayatı ıssız bir çölden farksızdır.