Yine Sümeyye, yine beni mahvedişi hatta katledişi. O kadar ağladım ki özellikle sona yaklaşırken, hani böyle içiniz sıkılır, yüreğiniz daralır acıyı fiziki olarak hissedersiniz ya işte Sümeyye nin her kitabında ben bunu yaşarım. Nasıl yaa, nasıl bu kadar derin ve keskin bir acı yazabilirsin, nasıllllll?
Olması gereken olaylar, verilmesi gereken tepkiler ve kararların doğru olduğunu bilerek bambaşka bir his ile devam etmek. Her bölümde ayrı ayrı üzülmek. Berzah ahh Berzah offf neler çekti yaa. Gidememesi, kalamaması mahvetti beni. Her adımının başka bir acıya çıkışı( geçmişin laneti resmen kızın peşini bırakmadı yaa ) ama yine de o ona yakışanı yaptı. Aybars o ise apayrı yaa bu nasıl dayandın dedim durdum. İkilinin Her bir sahnesi o kadar derinden yazılmıştı ki, o kadar etkilendim ki hangi kelimleri kullansam eksik kalacak( bu kitabı da dizi, film felan olması lazım) İkinci kitapta havada kalan tüm sorular son buldu ama biz de mahvolduk. Hele Mattias, ahhh Mattias ( ağlaya ağlaya perişan olduğum kısımlardan biriydi )
Bir de bir sahne vardı ki yok artık dedim. Hiç beklemediğim bir durum oldu, ayyyy şok oldum. Geçmişte yaşanmış bir olay gündeme geldi ama yok ya dedim (lorenzo yalan söylüyor diyor diye düşündüm) ama bomba bir gelişme oldu. O kadar güzel bir son okudum ki uzunca bir zaman hep aklımın ve kalbimin bir köşesinde yer alacak. Çok güzeldi çokkkk.