Pepper Winters

Pepper Winters

7.6/10
124 Kişi
·
204
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.552
Gösterim
Adı:
Pepper Winters
Unvan:
Roman yazarı
New York Times ve Usa Today Uluslararası Çok Satanlar yazarı Pepper Winters yazar, okuyucu ve eş olarak hayatta bir sürü rol üstlenmektedir. Kafa karıştırıcı, karanlık ve kötülük dolu hikâyelerden ve tabu olarak nitelenen konuları irdelemekten hoşlanır. Seyahat etmeye bayılır. Ayrıca çok iyi Fransızca konuşan muhteşem bir eşe sahiptir. Kitaplarındaki erkek karakterleri ve aşkı yazarken sıklıkla eşinden ilham alır.
Forgive me. Forgive my sins and I’ll split open my soul and let you in.
If you do, then I’ll be the best master and husband the world has ever seen.
Pepper Winters
Q, romantik olma yolunda emin adımlarla ilerliyor...
Kalp atışları kelimelerden çok daha kıymetli şeyler anlatıyordu.
Pepper Winters
Sayfa 251 - *güvercin* bölüm 16
"İyileşmesi ne kadar sürer?"
"Zaman her şeyi iyileştirir. Sabırlı olmanız gerek."
"Bana saçma sapan cevaplar verme. Ne kadar?"
Pepper Winters
Sayfa 312 - haha, bu kadar dramın arasında bile gülümseten bir Q var,
"Adın ne?"
"Katrina."
"Yalan."
"Sophie."
"Yalan."
"Crystal."
"Lanet olsun! Kes şunu! Adın ne?"
Pepper Winters
Sayfa 276 - 9846289587856 kere sorulan ADIN NE? sorusuna Tess'in alternatif cevapları
“Don’t use my name.” His face went black. “And you can’t be her. It’s impossible.”

“Why? Tell me why!”

His control snapped and he thundered, “Because she’s dead. Okay? I’ve stood over her tombstone. I’ve read the death report. You. Aren’t. Her. You’re just a horrible fucking reminder of what I’ve lost.”
Pepper Winters
Forever, BEN ŞOK
Q tüm öfkesi ve karmaşıklığıyla karşıma çıkana kadar sevgisiz bir boşlukta yaşıyordum.
Pepper Winters
Sayfa 88 - Sevgiden yoksun olan bir canavara aşkı öğretmeye çalışan bir sevgi özürlüsüydüm. Tess Snow
Grinin elli tonu tadinda ama konu olarak daha icine alan, kadin kolelerin yasadiklarina da değinen bir kitap. Okurken sonucu az çok tahmin edebiliyorsunuz. Ama yine de gayet akıcı.kadinlarin bu denli ask! Için bile olsa aptal asik gibi gosterilmesi benide yordu. Bunun yaninda kitaptaki kahramanlarin mazoşist oldugunu ve bununda tıpkı depresyon, anksiyete gibi bir duygu durum bozukluğu oldugunu bilerek okumak kafanizdaki tu- kaka kitap fikrini de tatliya baglayabilir. Ikinci kitabida seriye baslamisken okuyacağım.( mazoşist; aşağılanmaktan, kendisine eziyet edilmesinden, ruhsal ya da fiziksel acı verilmesinden hoşlanan (kimse).
Black Atlass - Sacrifice


Neden daha önce okumadım ben bu kitabı? Neden!? Pepper Winters’ı ne kadar sevdiğimi hatırladım bu kitabı okurken. Kitaba daldım ve çıkamadım. Neredeyse yirmi saatimi aldı bitirmek ama değdi. Pepper Winters hayranlığım bin kat daha arttı.

Hikayeyi hem sevdim hem de nefret ettim ama tabii ki sevgim ağır bastı. Pepper Winters’ın karakterlerine acı çektirmeyi sevdiğini biliyorum ve bunu yapmasını seviyorum. Güçlü ruhlar her zaman favorim olmuştur. Defalarca yıkıma uğrayan ama yine de pes etmeyip küllerinden doğmayı başaran karakterlere hep hayran olmuşumdur. Nila Weaver, peri masalı gibi olan hayatından alınıp, canavarların arasına atılıyor. Onu canavarların arasına atan ve canavarlardan biri olan kişi, Jethro. Bu kitapta pek aşık olamadığım ama ilerleyen kitaplarda seveceğime emin olduğum ana karakter yani.

Nila’nın Kite007 ile arasında geçen mesajlaşmalar beni deli etti. Yani çok saçmaydı, gereksizdi diyorum… Düşünüyorum… Aklını başka yerde tutmak, düşünmemek için konuştuğunu anlayabiliyorum ve susuyorum. Jethro ile arasının nasıl ısınacağını merak ediyorum.

Pepper Winters okurken en sevdiğim şeylerden biri de çıkmaz yola girmem. Düşünürken çıkmaza giriyorum yani, nasıl olacak bu iş? Nasıl olabilir? Bu ilişki nasıl ilerleyecek? Nasıl kurtulacak? Vs. sorular beynimde dönüp duruyor. Sonunda olayların gidişatı beni kendine hayran bırakıyor.

Seriye giriş kitabı olduğu için Nila ve Jethro arasında bir şeyler olmasını beklemedim tabi. Beklemedim ama beklemediğim bir şey daha vardı o da yirmi yedi tane adamın olduğu yere o şekilde girmesi ve orada olan şeylerdi.

Kafayı yiyecektim. Nila içeri girdiği anda gözlerimden yaşlar dökülmeye başladı, olay bitene kadar da kurumadı. Tam yaşları siliyorum, arkasından yenileri geliyor. Çok kötü hissettim, çıldıracak gibi oldum. “Jethro, neredesin?!? Jethro, hadi gel! Jethro!!” diye diye en sonunda kitabın sonuna geldim. Byran Hawk’tan nefret ettim. Ve geri kalan diğer Hawk’lardan da. Jethro’dan nefret ettim gibi bir cümle kullanamıyorum çünkü dönüşümü efsane olacak.

Kurguyu çok sevdim. Jethro ve Nila’yı sevebilme potansiyelim var. Daniel ve Kestrel ne ayaklar onu çözmem lazım. Devam kitaplarında ikisinden biri fena hata yapacak gibi çünkü.

Vaughan’a yazık oldu, gerçekten Nila’dan sonra en çok ona üzüldüm. Kardeşini kaybetmek kadar kötü bir şey yok. İkiz olması ayrı bir acı zaten.
Nila’nın işlerini bırakıp gitmek zorunda olması, boynuna takılan o elmastan –tasması ve Hawk’larla olan yemekte yaşananlar beni deli etti.

Duygusal olarak gerçekten yoğun bir kitaptı ve ben bayıldım. Kendimi alkışlıyorum. İki günde bitirdim. Uzatmadan kapanışı yaptım. Mutluyum. Serinin devam kitaplarını sınavdan sonra okurum diye düşünüyorum. Ama bu demek olmuyor ki bir göz atmayacağım..


--My eyes flew to Jethro. Was it possible? Could I break his ice and find a man deep inside—a man who I could seduce, beguile, and ultimately use to stay alive?
Am I that Strong?--
*Elder'ın Monaco'ya geri dönme kararı aldığı sahne.

*Elder'ın karakola gelip masalara vurup, bağırıp çağırıp Pim'i görmek istediği sahne.

*Pim'in Elder'ı memura bağırırken görüp, onun için geri geldiğini anladığı sahne.

*Doktorun yanında Pim'i gördüğünde, Pim'in cümlesini bitirmesine izin vermeden uzanıp onu kollarına aldığı, sarıldığı, yerden kopardığı sahne.

*Sarılma bittikten sonra Elder'ın 'benimle eve gelmek ister misin?' diye sorduğu sahne.

*Yunusları görmeye gittikleri, deniz altına bindikleri, yunuslarla yüzdükleri (ehehe) sahne.

*Elder'ın 100 dolarlık banknotla yunus yaptığı sahne.

*Elder'ın kitaptaki bütün geri çekilişleri.

*İngiltere'ye geldiklerinde Elder'ın Pim'i yataktan çıkarıp omzuna atarak güvenli odaya götürdüğü, ama Pim'in kaçıp yukarı çıktığı, gümrük memurlarının onu gördüğü sahneden, oradaki tartışmalardan sonra Elder'ın Pim'i sinirle içeri götürdüğü ve orada olmaması gerek o geri çekiliş sahnesi. :'(

*Pim'in annesiyle buluştuğu sahne ve o sahneyi Elder'ın gözlerinden okumak, hislerini okumak..

*Tabii ki Hawksridge Hall'daki maskeli balo. Pim'in Nila'nın tasarladığı elbiselerden birini giymesi. Hawksridge Hall'a Elder olmadan gitmesi, oraya gittiğinde Elder'ı araması ve göz göze gelişleri.

*Pim ve Elder sakin bir yer aramak için balo salonundan çıktıklarında Jethro ve Nila'yla karşılaşmaları. Orada Nila'nın Jethro'yu sakinleştirmeye çalışması -offf- bu arada çocuklarıyla beraber aile olarak hoşgeldin demek için Elder ve Pim'in yanına gelişlerini de söylemem lazım.

*Elder'ın Pim'in yanından ayrılırken 'benim için bir şeyler çal minik fare' dediği sahne.

*Pim bir şeyler çalsam mı çalmasam mı? diye düşünürken Jethro'nun gelmesi, Pim'e elmas vermesi, Pim giderken 'Seni seviyor, biliyorsun değil mi?' demesi, orada geçenler.

*Elder'ın Pim'i kolundan tutup odaya çekişi, Jethro'nun verdiği kutuyu Pim'e verişi, daha sonra da bütün kalpleri parçalayan o cümleleri söyleyişi. Orada yaşananlar tabii ki ehehe

*Elder'ın ilk defa Pim'e Tasmin demesi.

*Kimseye veda etmeden Hawksridge'den ayrılmaları ve odada maskelerini unutmaları.

*Phantom'a geldiklerinde Elder'ın EN SONUNDA birlikte uyumayı teklif etmesi. Oradaki şakalaşmaları.

*Elder ve Pim'in bütün diyalogları, bütün sahneleri.

MÜKEMMELDİ.

Ve son olarak her şeyin içine edilmesi. Q'nun gelmesi. Elder'ı vurup deniz düşmesine sebep olması. Pim'i kaçırması. Ona göre Pim'i kurtarıyor da.. ya Allah aşkına çok sinirim bozuk. Bütün kitap Elder'ın açılmasını, şu duvarları bi kaldırmasını bekledim. En sonunda kaldırdı. Olanlara bak.
*go to hell. Cut.*
*go to hell. Daniel.*
*go to hell. Bonnie.*
*
*
*
Üzülerek söylemek zorundayım ki bu incelemede bütün içimi dökeceğim ve bol bol spoi yerine geçecek şeyler yazacağım. Third Debt’i okuduktan sonra okursan senin için daha iyi olur. Ama yok ben merak ediyorum diyorsan >

*
*
*

Second Debt’in sonunda V sayesinde polisler Nila’yı almaya gelmişti.

Tam Jethro ve Nila arasındaki buzlar çözüldü dedikten sonra Nila’yı götürmeye geldiler.

Third Debt, İki ay sonrasını anlatarak başladı. Sonra iki ay önce diyerek Nila gittikten sonra neler olduğunu anlatmak için geçiş yaptı.

Nila, babası ve ikizinin yanına geri götürüldü.

Jethro ise Nila gittiği için ceza çekmek zorunda kaldı.

Ölmediği için sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim.
Jethro’nun bir hastalığı var fark ettiysen eğer. Cut bunu her zaman Jethro’nun üstünde kullandı. Bu kitapta dehşet verici bir şekilde kullanmaya devam etti.

Benim aşkım ilaçlarla kendini kaybetti. Nila’ya olan aşkını, zaafını bir kutuya koyup kaldırdı sanki.

23 bölüm ölüm gibiydi.

Bu arada Nila, hamile olduğundan şüphelendi. Onlardan çok ben heyecanlandım. Çocuk olursa bütün bu borç falan ortadan kalkardı. Ve işte sırf bu yüzden çocuk falan yok. Olsaydı çok kolay olurdu. Daha zaman var neyse.

Cut ve Jethro ittifak yaptıkları için Nila’nın hamile kalma planlarını suya düşürdüler.
Jethro o kadar kendinden geçmiş durumda ki, Cut Nila’nın dudağından öptüğünden hiç-bir-şey-hissetmiyor. Çok sinir oldum. Bu kadar duygusuz olduğu için resmen kafayı yiyecektim.

*Where was my strength? My conviction?*

Bir de ortaya çıkan şu medya ayaklanmasını durdurmak için ropörtaja katılıyorlar Nila ve Jethro.

Orada Nila çok güzel oynuyor ya, ‘kız arkadaşı değilim, nişanlıyız, yakında evleniyoruz.’ Dediğinde o kaybolmuş Jethro nasıl şok oluyor..

Zaten orada da hamilelikten bahsediyor.. Of ya çok güzel oynadılar orada.

Çekilen fotoğrafları görebilseydim keşke. Hala onları merak ediyorum. İşte Pepper tam olarak bunu yapıyor bana. Hiç çekilmemiş olan, yaşanmamış olan bir şeyi bile görmek istiyorum. O fotoğrafları bana GETİRİN!!

*”True love is a curse, don’t you think?”
“I agree. Falling in love can be the most dangerous thing anyone can do.”*

Ropörtajdan sonra Diamond Alley’e gittiler. Bu kitapta ilk defa dışarı çıktılar birlikte. Diğer kitaplardan böyle bir şey olmamıştı. Bu kitap ilklerin kitabı yani.

Diamond Alley’de Jethro tam çözülecek kıvama gelmişti ki içeri Killian girdi. Of.

Çok. Merak. Ediyorum.

Pure Corruption serisinin gizemli yakışıklısı Kill. Gay değil ama gay değil yani. Gay değilse ilişkilerindeki sorunları çözebiliriz değil mi? Benim için hiç sorun değil. Kill. Bekle beni. Elder. Sende bekle beni. Hepiniz bekleyin.

*I was a brittle leaf about to turn to dust in the wind.*

Şu an hissettiklerimi geri plana atıp yazmaya çalışıyorum.

Bu kitabı okurken yaşadıklarımı, daha önce hiç yaşamamıştım.

Second Debt ne ki? Onun sonu ne ki? Third Debt komple kalbimi söküp aldı.

23 bölüm ölüm gibiydi demiştim.

23.bölümü bitirdikten sonra artık ağlayacak durumdaydım. Yeter artık dedim Jethro kendine gel. Hülya ablaya sordum, spoi istedim resmen. ‘Jethro kendine gelecek mi?’ Dedim. ‘Evet, gelecek merak etme, hatta 24.bölümde olacak.’ Dedi.
Bende olacak işmiş gibi 23.bölümde bırakmışım…

Neyse işte, keşke her şey Jethro’nun kendine gelmesiyle bitseydi.

Nila önce Jasmine’in odasına gidiyor. Jethro’nun odasının yerini öğrenmek için. Jasmine söylemiyor. Ondan uzak dur falan filan diyor. Nila vazgeçmiyor tabii. BULUYOR JETHRO’NUN ODASINI.

Bu arada Jethro’da daha yeni üç tane adamı öldürmüş. Her yeri yaralı bereli, çürük dolu. Kendine krem falan sürüyor. Kapıyı kilitlemeyi unutmuş. NEYSE.

Bundan sonrası benim yazabileceğim bir şey değil. Jethro, sürekli çıkıp gitmesini söylemesine rağmen Nila oralı olmuyor. Jethro, kafayı yiyecek :>> Nila kapının yanından ayrılıp koşarak yatağa çıkıyor.
Bunlar beni kalpten götürecek ya.

Demek istediğim 24.bölüm güzeldi. Güzel şeyler kısa sürermiş. Tadını çıkarmak gerekirmiş. Bu kitap bize bunu öğretiyor.

*arıyorum gerçek aşkı masallarda, arıyorum hayal gibi uzaklarda –Serdar Ortaç* +evet Serdar Ortaç severim demiş miydim?

Jethro, ‘trust me’ dedikten sonra yine eski rolünü oynamaya devam ediyor. Ama kendine geldi artık tabii. ‘kill my motherfucking father’ dedikten sonra gerçekleşen ironi dolu sondan bahsetmek istemiyorum. Kalpten gideceğim bahsedersem.

Bir gece Nila, ‘yanıma gel’ dedi. Tabii bu kadar kısacık yazmamıştı, romantik bir mesajdı.

Allahım! Lanet pislik sanki mesajları okuyormuş gibi, tam Jethro Nila’nın mesajını okurken, Jethro’nun odasına geliyor.

ÜÇÜNCÜ BORÇ BU GECE ÖDENECEK! Diyor. Cut geberirsin umarım. Bırak artık ya bırak kızın annesini öldürmüşsün, yapacağını yapmışsın şimdi de gelip annesini hallettiğin kızı mı becereceksin! Ay ben orada bir ağlıyorum, bir ağlıyorum… Diyorum ki tamam bitti. Bitti bu sefer. Nila bitti gitti. Tess’in kendini kapattığı o kule ne ki. Nila ruhunu kaybedecek diyorum. ALLAHIN BELASI RESMEN DİYOR Kİ ÜÇ ADAM, ÜÇ FARKLI SEÇECEK!! Daniel g*ötü diyor ki ben ağzını alırım. P*iç resmen üç kitap boyunca bunu beklemiş. S**rtük babasıyla birbirlerine bakıp gülüyorlar.

Geberin. Lütfen. Pepper öldürecek misin şunları ya?

Kestrel var bir de. Sev-mi-yo-rum! Sevmiyorum seni ya!

Moth’u Nila’ya vermeler, ata binmeyi öğretmeler falan. Ne bu yani şimdi. Ben okuduğum süre boyunca sürekli Jethro’nun Nila’ya ata binmeyi öğretmesini bekledim. Kestrel gelip o ilki elimden -Jethro’nun elinden aldı.

Zaten o ikisi aşağıda ata binerken Jethro balkondan görüyor ikisini. Ya siz benim aşkımı hangi hakka hizmet üzersiniz. Adam üzüldü ya resmen, kalbi kırıldı. Second Debt’te, Polo maçında ‘ona daha önce hiç sahip olmadığı bir şey vermeliyim’ diye düşünen kişi Jethro. Ben böyle düşünen birini nasıl sevmem de gidip Kestrel’i severim?

ÜÇÜNCÜ BORÇ demiştim,
Nila odasında Jethro’yu beklerken hizmetçinin teki geliyor. ‘bir saat içinde hazır olun’ diyor. E tabii Nila Jethro çağırıyor sanıyor. ‘Bir saate ihtiyacım yok diyor’ bu arada nereye gideceklerini falan soruyor, hizmetçi bir şey söylemiyor.
Nila, banyo yapıyor tam kıyafetlerini giyecekken.. Hizmetçi ‘Kıyafetiniz hazır’ diyor. Allahın belaları. Kıyafet tülden bir gömlek. Kızın her yeri ortada… Ben ağlıyorum. Ben orada ağlamaya başladım ve kendime inanamıyorum. Bu daha hiçbir şeymiş. Borç hakkında hiçbir fikrim yoktu çünkü. Öğrendiğim zaman bir elimi ağzıma kapattım, diğer elimle saçımı yolmaya başladım. GERÇEKTEN bu kitap psikolojik olarak YIKICI. İlk üç kitap… O ilk kitaptaki yemek sahnesi falan boş… İlk borçtaki o ‘whip’ falan masal…

Allah kahretsin ya. Neymiş; işte Hawk’lar ve Weaver’lar kumar oynuyorlarmış, Weaver’lar her şeylerini kaybetmişler –yoksa Hawk’lar mı kaybetmiş?? -Yanlış yazıyorsam düzeltin.- Verecek bir şeyleri kalmamış. En sonunda 13 yaşındaki hizmetçiyi vermişler. Gece saat 1’den, ertesi günün sabah 1’ine kadar hizmetçi kız Hawk’ların yanında kalmış. Kız yaşamış ama bir hafta yürüyememiş. P*iç bide bunu gülerek söylüyor. Varya şu Cut’ı elime verseler asla yapmam dediğim şeyleri yaparım.
Berbattı. Bu borç berbattı.

Berbattı.
Mükemmeldi.
İğrençti.
Çok güzeldi.
Rezaletti.
Harikaydı.
Ağladım.
Güldüm.
Sinirlendim.
Mutlu oldum.
Nefret ettim.
Aşık oldum.
Her duyguyu yaşadım.
Geleceğimi lanetledim.
Pepper ve erkekleri beni lanetliyor.


Pepper’ı düşün; en önde duruyor.. Arkasında da erkek karakterleri.. Erkek karakterlerinin yanında da kadın karakterleri duruyor. ALLAHIM NASIL MÜKEMMEL BİR GÖRÜNTÜ OLURDU!!
Jethro'nun yanında Nila...(Jethro siyah tişört siyah pantolon giymiş. Nila'nın boynunda elmastan kolyesi var.)
Q'nun yanında Tess ( bu arada Q gri takım elbisesinin altına patlıcan moru gömleğini giymiş.)
Galloway'in yanında Estelle. (Unseen Messages)
Ren'in yanında Della. (The Boy and His Ribbon)
Roan'ın yanında Hazel. (Destroyed)
Penn'in yanında Noelle (Crown of Lies)
Kill'in yanında Cleo (Ruin & Rule)
Elder'ın yanında Pim (Pennies)
Ve 2018'de bu topluluğa katılacak olan diğer kitap karakterleri... Aşırı iyi. HARİKA.
Hepsiyle tanışmak istiyorum.
Ben bu tabloyu kitapları okudukça yenilerim. Bir gönderi olarak paylaşırım. Okudukça karakterleri giydiririm falan. dflgjdlj Bu arada Q ve Tess, Pepper'ın sağında. Nila ve Jethro solunda duruyor. BEN BU TABLOYU ÇOK SEVDİM.!!

Kestrel, ne olursa olsun ben SENİ SEVMİYORUM. Bunu hiçbir şey değiştirmeyecek. Küfür ediyorum dünden beri varya.

Jethro’nun bir sırrı vardı. Bu kitapta onu öğrendim. Her şey yerine oturdu. Jethro, sen mükemmelsin.

7 kitabın ortanca kitabı olduğu için aslında bilmeliydim böyle bir bombanın patlayacağını. Ya bu kitap bombaydı bildiğin. İÇİMİ YERLE BİR ETTİ.

Kahroldum okurken. Gözyaşlarımdan bahsetmiyorum bile. Ağlamaktan öldüm. Etkisinden hala çıkamadım. Çıkabileceğimi sanmıyorum. Bu kitap, diğer kitapları ezdi geçti. Kilitli bir rafta hakimiyetinin tadını çıkarıyor.

Pepper. Bana bu kadar duyguyu bir anda yaşatabildiğin için mi, yarattığın bu kurgular yüzünden mi bilmiyorum ama seni seviyorum.

Her zaman favorim olacaksın.
12 yaşından itibaren Belle Elle imparatorluğunun sorumluluğunu yüklenen Noelle'in hikayesi..

İmparatorluk dediğim de moda imparatorluğu, aklınıza gelebilecek her türlü ürünün sahibi olan bir şirketler topluluğu düşünün.. Belle Elle yıllardır ayakta duran bir imparatorluk olmuş artık..

Normal bir çocukluğu olmamış,
normal arkadaşlıklar kuramamış,
19 yaşında bile kafasını dosyalardan, şirket işlerinden kaldıramayan Noelle,
tahmin edileceği gibi normal olmanın nasıl bir şey olduğunu merak eder..

o gece, 19. yaş gününde
her şeyi bir kenara atıp, bir seferliğine korumasız, yanında şoförü olmadan dışarıda olmak nasıl bir şey,
etekler ve topuklular olmadan
kot pantolon giymek nasıl bir şey bilmek ister..

cesaretini toplar, kıyafet deposuna inip
hayatında 400 dolardan aşağı hiçbir şey giymeyen Noelle 19.99 dolarlık ceket,
pantolon ve tişört giyer,
ilk defa düz taban ayakkabı giyiyordur dldmgdgdfsdf

ne kadar soğuk anlatıyorum ya,
neyse
devam edeyim,

12. yaş gününde babasının hediye ettiği kedisi Sage'i bırakıp, New York sokaklarına adım atar..
yanına sadece 300 dolar almıştır,
telefonunu yanına almamıştır fdlkjkgj

sokakta satılan yemeklerden alır,
evsiz bir adamı küçük görenleri görünce içi sızlar,
parasının neredeyse tamamını o adama verir,
kendisine sadece geri dönüş için taksi parası ayırır,

şimdi buraya kadarki kısım giriş kısmıydı,
temel daha bitmedi ama,
bu bana biraz Cindirella'yı hatırlattı,
klişe gibi görünüyor olabilir, ama şunu bilmelisin ki
Pepper, klişe yazmaz.
Pepper, harikalar yaratır.

asıl hikaye burada başlıyor;

Elle, tam taksi çevirmek için kaldırımda beklerken,
iki tane yabancı kolundan tutup arka sokağa çekerler..

beyzbol şapkalıyla Adidas dediği iki tane erkek,
ne yapmak istedikleri belli,
önce üstünde ne var ne yok -para edecek ne var ne yok- alacak, sonra da tecavüz edecekler,
Elle'nin üzerinde sadece 80 dolar,
Belle Elle ID kartı,
ve daha o sabah babasının 19. yaş günü hediyesi olarak verdiği mavi safir yıldızı kolyesi var.
iki şerefsiz, hepsini alıyor,
sıra diğer yapacakları şeye geliyor...
Elle'nin tişörtünü yırttıkları sırada
dıdıdıdıdım..
karanlıktan bir kurtarıcı çıkıveriyor
CİDDEN KLİŞE GİBİ GÖRÜNEBİLİR AMA ÖYLE DEĞİL
CİDDEN ALAKASI YOK
KİTAP BAMBAŞKA BİR DÜNYA

karanlıktan çıkan, siyahlar içindeki kapüşonlu kurtarıcı,
iki şerefsizi etkisiz hale getiriyor,
ve sanırım bu ikisini daha önceden de tanıyor,
okurken bunu anlıyorsunuz,

Aycan'ın kalbini ise şunu söyleyerek çalıyor;
BU GECE ÖLMEK İSTİYORSANIZ BUNU AYARLAYABİLİRİM.

ah ah, o ortamda, öyle bir sahnede bunu söyleyip kalbimi yumuşattın ya daha ne diyeyim..

Elle'ye hitaben, çaldıkları ne varsa söylemesini istiyor.
Elle, parayı ve ID kartını söylüyor.

adını bilmediği bu kurtarıcıya İsimsiz diyor,
İsimsiz'e ona eve kadar eşlik etmesini teklif ediyor,
yolda giderlerken İsimsiz 80 doları kurtarma ücreti olarak alıyor fkllgk

sonrasıysa,
gizlice Central Park'a girme,
-bolspoiiçerenkısımlar-
geç
geç
geç
güvenlik tarafından kovalanırlar
yakalanırlar
Elle'nin koruması gelip Elle'yi alır
Elle, İsimsiz'i bırakmak istemez, adını öğrenmek ister, polislere onun suçsuz olduğunu hiçbir şey yapmadığını sadece onu kurtardığını söyler ama polisler inanmaz,
onu tanıdıklarını, nasıl biri olduğunu bildiklerini söylerler Elle'ye..

sonuç olarak,
Elle, kahramanını ve ilk öpücüğünü veren İsimsizi kaybeder..

kitap 3 yıl sonra devam eder,
ama şunu söyleyeyim,
klişe bir şey beklemeyin,
çünkü beyin yakıcı şeyler oluyor,
3 yıl sonra gelen kişi de beklediğiniz kişi olmuyor,

ben gerçekten beğendim,
yani şu ana kadar sinir olduğum, beğenmediğim tek kitap Ruin & Rule, onun da sebebi belli.
Pepper'ın yazdığı her şey kalbime dokunur, okurken o dünyadan çıkmak istemem ne kadar acımasız da olsa.

Elle, şu ana kadar okuduğum -Pepper'ın kadın karakterleri arasında- en şanslı kadın karakterdi.
Nila'yı, Tess'i, Pim'i ve Cleo'yu okuyan bilir, onların çektiklerinin yanında Elle'nin içine düştüğü durum katlanılabilirdi.

İlk defa bir Pepper kitabını tatlı niyetine okudum. Normalde okuduğum bir ağır, bir de hafif roman olur. Bu hafifiydi ve bu inanılmaz bi'şey oldu benim için.
Çünkü böyle eğleneceğimi, Penn karakterinin bu kadar... eeee... nasıl desem büyüleyici olduğunu bilmiyordum. Esprili olacağını ise hiç hiç hiç beklemiyordum..

harikaydı,
her zamanki gibi,
ikinci kitap için kendimi zor tutuyorum,
Pepper'ın kitapları klasik bir şekilde en heyecanlı yerinde bitiyor,
bu kitapta öyleydi,
efsane bir sondu,

BEKLEYİN BENİ!!
"Tess'in Gözyaşları" Grey ile başlayan Dark serilerinin bir örneği... Ama bunlar Dark ise Grey heralde hakikaten Gri hatta açık gri falan diyebilirim. Kitabın çoğu yerini zar zor okudum Bana ağır geldi kitap... Kadınların bu hale gelmesi beni okurken bıktırıyor bazen... Evet kitabın ilk kısımları iyiydi. Meksika'da olanlar resmen kabusum oldu. Oraya ilerde gitmem gerekse nasıl giderim bilmiyorum. O derece ürkütücüydü okurken... Bir de bunların gerçeklik payı olduğunu, bir yerlerde bütün bunların kadınların başına geliyor olduğunu bilmek tam bir felaketti. Tess'in bu kısımlardaki halini, güçlü duruşunu sevdim. Ne zaman Q ile karşılaştı işte o zaman rayından çıktı işler... Neymiş efendim Q'nun zevkleri ile kendi zevkleri uyuşuyormuş falan filan... Yahu sana böyle davranan bir adamın üstüne sırf bunun için atlanılır mı? Yapmayın Allah aşkına böyle aptal bir kadın olur mu ya? Yıldım resmen okurken, hatta pes edip bırakmak istediğim yerler oldu. Yoksa düşük puanım aşırı cinsellikten falan değil ama karakterlerin tutarsızlığı, hızlı geçişler, anlık değişimler hikayenin inandırıcılığını tüketiyor bence... Çok beğendiğim söylenemez açıkçası... Sadece dövme kısmını beğendiğimi hatırlıyorum. Q ile ilgili çok başka hayallerim vardı ama pek beklediğim gibi çıkmadı kitap... Herkese iyi okumalar ;)
**Hawksridge Hall'a hoşgeldiniz. Aklınız varsa yemek salonuna girmeyiniz**

Jethro...
Nila...
Jethro ve Nila...
Nila ve Jethro...

*And we live like legends now, no that would never die!
Oh, we got love! We got love!*

Diyerek başlamak istiyorum, Tove Lo senin müziklerin olmasaydı bu kitap eksik kalırdı.. Pepper bu kitabı yazarken nasıl Tove Lo dinlememiş diyorum, sonra; yazarken, okurken olduğu gibi olmuyordur diyip konuyu kapatıyorum.. Neyse.


Buralar sessiz ve sakin ama ben bu durumdan şikayetçi değilim. Melike, Indebted ortamında seni de görmek istiyorum artık. Koş. Run, Ms.B. Run.

Debt Inheritance ve First Debt'i bir rafa, Second Debt'i ayrı bir rafa koyalım lütfen. Bu kitap iki kitabı sıyırıp attı. Şu an kasılmış, gururlu bir şekilde en önde duruyor. Onu ilk sıralarda görmek beni mutlu ediyor.

Ben kitap okurken diyalog okumak isterim genelde, iç sesler pek bana göre değildir. Bana ne senin iç sesinden, ben kendi iç sesimi bile dinlemezken seninkini neden okuyayım?

İşte Pepper. Sevmediğim şeyi bile bana sevdirdi. Ben Jethro'nun içinden geçen her kelimeyi, ağzından çıkan her kelimeyi duvara asmak istiyorum. Yapmak istediğim çok şey var ama bunlardan yapacağımı düşündüğüm iki şey var -bende kalsın.

Nila, ikinci kitabın sonunda gerçeği öğrenmişti. Ama biz Jethro'nun o mükemmel-ötesi-harika-tatlı iç sesinden dolayı kitabın başlarında öğrenmiştik.

Bu kitapta, ilk karşılaşma her zamanki gibi havaya çakmak çakmışsınız da alev almış gibiydi. Kalbimin ritmini değiştiren türden hani.. Yani bu kitap genel olarak kalbimin ayarlarıyla oynuyor, bu kötü bir şey mi?? HAYIR!

ARADIĞIMIZ RUH BU!!!11*1

Aradığım yani.

İlk kitabın sonunda olan şeyin benzeri yine yaşanıyor ama bundaki tutkuyu buraya aktarmak için yetenek lazım.. Öyle bir şeyi buraya tam olarak geçirebileceğimi sanmıyorum.

Nefret ve sevginin çoğu kitapta işlendiğini biliyorum. Herkes farklı şekillerde karşımıza çıkarıyor, bazen seviyoruz, bazen sevmiyoruz tamamen nefret ediyoruz. Ben öyle yapıyorum. -Yani seviyor musun? Sevmiyor musun? Söyle! Buraya bunlarla uğraşmaya gelmedim, hayatım zaten karışık bir de senin çekişmelerinle mi uğraşacağım?- diye sitem ediyorum.

Bu kitap öyle bir kitap ki, o çekişmeleri.. O duygudan duyguya savrulmayı hissetmek, daha çok hissetmek istiyorsun. Düşünceler o kadar iyi yansıtılmış ki, okudukça okumak istiyorsun. Karakterler kanına işliyor, aranızda bir bağ oluşmasa gözlerin dolmaz değil mi? Yüreğin sıkışmaz, o acı çekince senin için çekilmez.

Nila ve Jethro içime öyle bir işledi ki, onları çıkarabileceğimi sanmıyorum. Gerçekten bu kitaptan sonra ara vermem lazım. Tove Lo dinlerken olanları düşünmem lazım. Jethro'nun yaptığı gibi yatağıma uzanıp gülümsemem lazım. *az önce spoi yedin, kendini balkondan atabilirsin*

Jethro, senin gülümsemeni alıp saklama kabına koyarım, gittiğim her yerde yanımda taşırım. Jethro, sen nasıl bir karaktersin? Jethro, sen benim ruhumu emmek için mi yaratıldın? Jethro, bana biraz fazla geldin sanırım. Ama senden daha azını beklemiyordum zaten.

*bugüüüün yıkığım biliyor musuuuun, üzgünüm, çaresizim, umutsuzuuuum.*

Ve hepsi senin yüzünden Jethro, ya ne demek beni çağırman yeterli? O banyoya niye geliyorsun Jethro? Benim yüreğimi sökmek için mi? Ya gerçekten o sahneyi okuduktan sonra bana yaz, biraz konuşalım, çünkü ben o kadar şaşkınım ki, hala geçmedi şaşkınlığım.. Polo maçı başlamadan önce Nila'ya söylediği şey zaten beni gömdü. Kemiklerim sızlıyor. OOF, oof

Polo maçı başladıktan sonra Nila'ya olan şey ya? Nila'nın düşündükleri? Jethro'yu izlerken içinde kopan fırtına? Düşündüğü, hissettiği şeyler? O kadar yoğundu ki, kendisi bile dayanamadı..

Zaten bundan sonra da en en en eneenenenen sevdiğim sahne geliyor. Okursan anlarsın.. o sahneyi hiçbir sahneye değişmem. Üç kitap içinde *en* sahnem orasıydı..

Jethro'nun bütün duyguları içinde barındırabilmesi,
Nila'nın duygudan duyguya atlaması ama en sonunda ne istediğini görmesi,
Jethro'nun babasının söylediği şeye karşı hissettikleri,

İkinci borç ödenirken olanlar.................*error*

Ben biraz zorlandım nasıl bir şey olduğunu hayal ederken, Hülya abla nasıl bir şey olduğunu attı. Eğer ikinci borç ödenirken olan şeyi görmek istersen mesaj at. Linkini atarım, gözünde tam olarak canlanır.

İkinci borçta olanlar aşırı iyi bir şekilde aktarılmıştı, hissedebildim ama elbette anlamama imkan yok. Kimse böyle bir şey yaşamamalı, intikamların, borçların canı cehenneme. Defol git cehenneme Bonnie! S*ktir olup ölebilirsin Cut!! Daniel bi s*ktr git karşımdan, sana olan nefretimde boğul.!!!1

Çok sinirlendim okurken. Öyle böyle değil. Sakinim. Devam edeyim..

*ben daha önce hiç sevilmemişim, bunu seninle öğrendim şahsen*

Kimse kimseyi böyle sevemez diyorum her Pepper kitabında, var mı böyle bir şey? Q, çok ayrı seviyor.
Jethro, ayrı. Gerçekten ayrı.
İkisi de farklı-aşık-yıkık-yaralı-kıskanç-koruyucu-sinirli-hasta-aşık-aşık-ve-aşık.

Ben bundan sonra kaplıcaya falan gidersem ne olacak şimdi? GEL DE DÜŞÜNME! Pepper ne yapıyorsun bana, lütfen... Unicorn diyorsun, at diyorsun, Polo diyorsun... Hayatımdaki her şeyi kitaplarına kodluyorsun resmen. Unicorn lafı geçince aklıma geliyorlar, siyah tişört dediklerinde aklıma önce Jethro, sonra Q geliyor.. Çünkü Q daha çok renkli gömlekleriyle kalbimde. Jethro'ysa siyah tişörtleriyle.. Allahım hiç fangirl olmak istememiştim daha önce.. Pepper'ın kitaplarını okumadan önce...


Şimdiyse sıkı bir *fangirl* oldum. Kimse *fangirl* lüğümü sorgulamasın. Büyük hata.

*tercümesi yok, tecrübesi yok, yeniyim ben daha buralarda.. Bildiğimi de unutturuyor, kokun esince rüzgarla*

ah, ah... Neler yazardım da, hepsi spoi olurdu.. En iyisi okumak ve yaşamak, hissetmek. Jethro'dan sonra kendine gelememek... Siren sesi duyunca aklına bu kitabı getirmek falan dermişim.. sustum...

Ben her zaman söylüyorum, mutlu sonları sevmem diye.. Şimdi bu cümlede asıl anlatılmak istenen nedir? cevabı basit.. SON BÖLÜMDE AYCAN ÖLDÜ! ŞU ANDA YAŞAMAYAN BİR VARLIK! Nefes alamıyor çünkü *kiss* BÜTÜN nefesini çaldı.!1!!

Cebimde peçete, burnumda gözyaşlarım yüzünden akan sümük, kalbimde Jethro, beynimde Jethro, damarlarımda Jethro... ĞĞĞA ağlayabilirim..

Bana sakın eski anıları yenisiyle değiştirelim diyerek gelmeyin, SAKIN! Orada oturup ağlarım, Jethro ve Q gelir aklıma. Ama şimdi ben eskiyi alıp yenisiyle değiştirelim deyince bayağı kaba oldu. Onlar çok kibar oluyordu söylediklerinde... Pepper ve büyüleri işte..

Pepper güneş, ben bitki, Jethro karbondioksit, Q da su... Hadi eyw.
***”Sana söyledim. İkiyüzlüsün.”
“Tek öpücük?”
“Tek öpücük.”
“Lanet olası tek bir öpücük mü? Benden ne istediğini biliyor musun? Seni öpmek istemiyorum!”
.
.
.
“Lanet bir kabussun.”
“Öp beni.”
“Hayatımı mahvediyorsun.”
“Öp beni.”
“Sen—“***


*first kiss*


Hayatımda bir ilki yaşadım.

Sen hiç ortada sadece öpüşme konusu dolanırken ağladın mı?

Ben ağladım. Yüreğim sıkıştı ve daha öpüşmemişlerdi bile.

Bu ne demek biliyor musun? Bu kitap mükemmellikte zirveye yerleşti demek.

Q Mercer benim hayatım. Şimdi de Jethro geldi. Daha gelecek olan onlarca Pepper Winters erkeği var ve benim kalbim dayanır mı bilmiyorum.

Debt Inheritance giriş kitabıydı ve dehşet vericiydi. Özellikle yemek sahnesini okurken gözlerim yerinden çıkacaktı. Rezalet bir sahneydi ama bu sadece sabırsızların onları bekleyen bu muhteşem seriyi bırakmasını sağladı.
Sabırsızlar ilk kitaptan sonra seriye devam etmedi ve neler kaçırdıkları hakkında hiçbir fikirleri yok.

Senin de yok. Anlatsam da anlamazsın çünkü Jethro’yla tanışmadın. Onun düşüncelerini okurken bile gülümseyebiliyorsun, kendiyle verdiği savaşa hayran kalıyorsun.

Bir labirentin içinde sıkışıp kalıyorsun ve bu kitabın sonu nereye varacak diyorsun. Bunu diyorsun çünkü elinden başka bir şey gelmiyor. Neler olacağını kestiremiyorsun.

İlk kitap bir köprüydü, köprüyü geçen yaşadı.

Kite007

İlk kitabı okursan eğer bu isme çok dikkat et. Benim gibi o mesajlaşmaların anlamı ne diyip sinirlenme. Çok büyük hata yaparsın.

Ben bu kitabı okumayacaktım aslında ama dediğim gibi *first kiss*
O beni bu noktaya getirdi. Daha önce hiç böyle bir şey okumamıştım. Senin de okumadığına eminim.

Bu kitapta Jethro’da Nila’da uçurumun kenarında. En sonunda o uçurumdan beraber mi atlıyorlar yoksa geri mi çekiliyorlar… Merak et.

Nila’ya asla Nila demeyen bir Jethro var. İsmiyle hitap ederse yenileceğinden korkuyor. Bu ona göre bir zayıflık.

Jethro’nun ona ‘Ms. Weaver’ demesinden bıkmış ve artık ismiyle anılmayı bekleyen bir Nila var.

Aradaki yüksek gerilim hattını görebiliyor musun?

Jethro ilk kez ‘Nila’ dediğinde Nila’ya neler oluyor düşünebiliyor musun?

Nila, Jethro’nun.

Biliyorum bu artık klişeleşmiş bir cümle. Artık bir kalıp. ‘Sen benimsin!’ artık kimseyi heyecanlandırmıyor.
Ama bu demek olmuyor ki Pepper Winters bunu alıp bir başyapıt yapmıyor.
Yapıyor.
Yapmış.
Kadın yazıyor.

Ve o benim idolüm.

Farklılık yaratmak ve bir vizyonunun olması çok önemli. Pepper farklı. Cesur. Ve ben ona hayranım.

Asla okumam dediğim şeyi o yazmışsa eğer…alır ve okurum.

First Debt’e geri dönecek olursam. Bu kitapta ilk borç ödendi. Nila, ilk borcunu ödedi.
Borcun ne olduğu sürpriz olsun. Sadece 21 aklında kalsın yeter.

Bu kitapta Jethro kendini kaybetti. Ailesine, babasına, geçmişine farkında olmadan kafa tuttu.

Nila ile arasındaki kavga son buldu…sanıyorsun ama son bulmuyor elbette. Bu seri hiç durulacak MI?

İmkansız bir aşk hikayesi ve ben bu imkansızlıklara bayılıyorum. Tam bir engeli aşmışken başka bir engel yükseliyor önlerinde. Bu durumu nasıl seviyorum anlatamam. Hiçbir şey kolay değil. Olmamalı ve Pepper’da böyle düşünüyor.

Karakterlerinin güçlü olması için bir şeyler yaşaması gerektiğini düşünüyor. Ve bu konuda sonuna kadar haklı.

Nila. Jethro’nun. Sonu. Olacak.

Ve ben. Bu. Seriyi. Bitirene. Kadar. Yok. Olacağım. SANIRIM.

Bitmesini istemiyorum. Bunu söylüyorum ama önümde daha 4 kitap var. Yine de istemiyorum. Nasıl bir seri olduğunu sen düşün.

Çevirisi olmaması kötü ama bir yandan da iyi. İlk kitabı okuyup kafa üstü yorum yapmaya kalkan dengesiz gruptan uzak duruyor. Mükemmelliğini sadece sabırlı olan görebiliyor.

Jethro için sabırlı olmalısın.
Jethro, zor.
Ama Q kadar değil.
Bundan sonra olacak şeyleri düşünmeye kalkınca tıkanıyorum. Tahmin edemiyorum. Ve bunun kadar güzel bir şey yok.
Tahmin edilemeyen mükemmel kurgu.

Kaçırma derim.
Hayatimda okudugum en guzel kitap diyebilirim efsane birsey anlatimi dusuncedi konusu efsane cidden okumaniz gereken bir kitap okuyun tavsiye ediyorm efsane birsey bu kitaptan sonra sizde benim gibi " pepper winters " hayrani olacaksiniz .
Kaç yıl oldu başlayalı, hiç bilmem. 118 sayfa okuyup, kitaba devam etmeyi bıraktım.

ÇÜNKÜ ARTIK DEPRESYONDAN ÇÖKECEKTİM
BIRAKMASAYDIM KENDİMİ KAYBEDERDİM.

Neyse, dün okumaya geri döndüm. Okumayı bırakmama neden olan sahne Cut'ın Jethro ve Nila'yı yakaladığı sahneydi. Yani bırak KAÇIP GİTSİNLER ARABAYLA!
ADAM HASTANEDEN İYİLEŞMEDEN ÇIKIP İNGİLTERE'DEN TAAAAAA AFRİKALARA KADAR GELİYOR NİLA'SINI KURTARMAK İÇİN!!

İki saniye rahatlık yoktu, zaten bir anda okuyamama nedenim bu oldu. Kitabı toplamda okuduğum gün sayısı 4..

Son kitaptı, ben bu kadar karışıklık, bu kadar seyahat falan beklemiyordum. Ne beklediğimi bende bilmiyordum. Nila 5 kitaptır intikamını alacağını söyleyip durdu. Bonnie'yi bile kendi öldürmedi ya, kadın kalp krizinden gitti.

Daniel'ın ölümüne çok sevinmiştim. Çok güzel oldu böyle aslanlar geldi leşini yedi falan.
Nila, aşırı merhametli, bu kitapta bunu fark ettim.
Neden?
Cut'ın kolunu kırmasını, ona yaptığı onca işkenceyi CİDDİ ANLAMDA BÜTÜN O İŞKENCELERİ,
tam kafasında torba var ve Cut kafasını kesecekken,
Jethro, Vaughn, Tex, Kill ve adamları balo salonuna gelip onları bastığında
Cut'ın giyotinin ipini bırakmaktan vazgeçip teslim olması falan
BUNU YAPMASI NİLA'NIN ONU AFFETMESİNE YETTİ

BEN AFFETMİYORUM!

Jethro'da öldürecem diye adamı alıyor ahıra götürüyor,
işkence ediyor,
O DA AFFEDİYOR
OLABİLİR DİYORUM ŞU AN
AFFEDEBİLİRSİN JETHRO
O SENİN BABANDI NE KADAR ŞEREFSİZİN ÖNDE GİDENİ OLSA DA

BEN AFFETMİYORUM!

yani bi'de bütün 472 sayfa içinde iki sayfa mutluluk okuduk
NİLA'NIN YÜZÜĞÜNÜ
BİLEKLİĞİNİ
Jethro bunları Nila'ya verirken ben ağlıyorum dfşlkdkg
SONUNDA 230498209809358 SAYFADAN SONRA SONUNDA!!

VE BOMBA OLAN SAHNEYSE ŞUYDU;
Jethro'nun Nila'yı Milan'dan almaya gittiğinde, gittikleri kafedeki koltuğu alıp Diamon Alley'e getirmesi...
İlk kitapta, orada Nila onu öpmeye çalıştığında olan sahneyi tekrar etmeleri falan...
kalbim eridi,
kardeşim,
PEPPER, KİTABI OKURKEN SIKILDIM FALAN AMA
BU SAHNELERİ OKUYUNCA SIKILDIĞIM DAKİKALAR SİLİNDİ GİTTİ.

*o kadar karmaşa yetmezmiş gibi Nila ve Vaugh'un ikiz değil,
üçüz olduğunu öğreniyoruz fgokdlgk
meğersem Jethro, Jacqueline saklanmış olmasaydı, Nila yerine onu Hawksridge'e getirecekti.
Nila bütün bu acıları çekmeyecek ama aynı zamanda Jethro'yla hiç tanışmayacaktı..
güzel olmuş ya, çok yargılamadım bunu duyunca..

*Cut'ın, Nila ve Jethro'ya karşı olan bu öfkesinin nedenini bu kitapta net olarak anladım mesela,
Nila'nın annesi Emma, Cut'ı seviyormuş gibi yapıyor ama aslında nefret ediyormuş. Cut, borcu yok sayıp Emma'yla evlenmek istemiş...
Emma ölmek istemiş.
e hal böyle olunca, BEN MUTLU OLAMADIM SİZDE OLMAYACAKSINIZ! kafasıyla
bütün seri geçti gitti.
Zaten Nila'ya baktığında Emma'yı görüyormuş gibi olması da yaşanan şeyleri mantıklı yapıyor. Pis sapık.

*arkdşlr
ben sanırım biraz kinciyim
ne kadar Kestrel, Jethro'nunf bff'si, kardeşi, ona her zaman yardım eden sadık kardeş olsa da
ben 3. borç kısmında Kestrel'i sildim
orda da yardım ediyordu
ama umurumda değil
Nila'ya dokunda bi'kere.
Komadaydı zaten,
öldü.
Kendi yazdı bi'de öldüğünü
nys.

*artık bi'yerde Jethro'nun sürekli I'm sorry. I'm so sorry, Nila. diyişlerindan gına gelmişti. YETER ARTIK ÜZGÜN OLACAĞIN ŞEYLER OLMASA DA SENDE ÜZGÜN OLMASAN BEN BUNLARI OKUMAK ZORUNDA KALMASAM JETHRO.
Sonra düzeldi Allahtan.

**Genel olarak seri;
EFSANEYDİ

***Son kitap gerekli olarak, sıkıcıydı. Ama dediğim gibi gerekliydi. Yine de güzeldi işte, puan kıramıyorum o sıkıcılıktan.

****EPİLOG UMARIM AŞIRI MUTLULUK YÜKLÜDÜR.

Yazarın biyografisi

Adı:
Pepper Winters
Unvan:
Roman yazarı
New York Times ve Usa Today Uluslararası Çok Satanlar yazarı Pepper Winters yazar, okuyucu ve eş olarak hayatta bir sürü rol üstlenmektedir. Kafa karıştırıcı, karanlık ve kötülük dolu hikâyelerden ve tabu olarak nitelenen konuları irdelemekten hoşlanır. Seyahat etmeye bayılır. Ayrıca çok iyi Fransızca konuşan muhteşem bir eşe sahiptir. Kitaplarındaki erkek karakterleri ve aşkı yazarken sıklıkla eşinden ilham alır.

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 204 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 100 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları