Yurt dışında çıkışı yapıldığı günden beri listemdeydi,hatta azıcık okudum ama araya başka kitaplar vs girince bir türlü sonunu getiremedim. Sevmediğimden değil olur ya hani çok sevdiğiniz bir yemeği yemeye kıyamazsınız o anlamda. Sonra bir baktım İthaki diyor ki Sarı Yüz geliyor (ama çok beklettiniz şimdi doğruya doğru )
Neyse kitap çıktı hemen okundu tabi veee benim beklentimi karşıladı. Yani ilk başlarda çok durgun ilerledi hani yaa dedim nerde gerilim hani derken şak diye bir olay oldu işte dedim aradığım kannnn buu. Olaylar karışıyor( severiz)
Kitap için woww diyen de çok olmamış diyen, benim için ortanın bir üstünde niye derseniz cinayet yok . Bak işin içine cinayet girdi mi tamamdır yani benim için. Ama tabi ki bu hali de çok iyi.
Kitap bittikten sonra şey dedim, acaba bu kendini mi yazdı ya? tövbe yarabbim bak öyle düşündürüyor insanı. Baktım işte ıncığına cıncığına daha önce kaç kitap çıkarmış “Son Cephe “ ( kitabın içindekini kitap) ile alakalı bir durum var mı? Yani öyle bir son yazmış ki direk insanın aklına bu geliyor, hatta gelmeli de zaten. Çünkü bu kitabın ne kadar başarılı olduğunun kanıtı.
Yazarın yayıncılığın arka planına dair yazdıkları, baş karakter bir yazar ve onun köyden şehire durumu( yani yükselme anlamında diyorum) çok çok iyi yazılmış. İçsel konuşmaları ve bence karakter ne yapması gerekiyorsa onu yaptı, gerçek hayatta birinin vereceği tepkilerdi. Beni en çok etkileyen kısım buralardı, yani yazmak için yazmamış, abartmamıştı her şey dozunda.
Kitabın konusuna gelirsek Athena ve June iki yazar. Athena çok satan, her kitap çıkışı satış derdi olmayan üstüne bir de kitabı için Netfix ile anlaşan bir yazar. June, en kısa tabir ile çabalayan ama bir türlü o merdiveni çıkamayan yazarımız. Bir gece Athena ölüyor ve yanında June var. Yok yok June