Bazen düşünüyorum, ne garip mahluklarız? Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız?
Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.
Mutlu bir hayat sürebilmek, sevilmek ya da en azından kendini sevmek için gerçekten zayıf olması ve ne pahasına olursa olsun acımasız bu hastalığa katlanması gerekiyor muydu?
O kadar sevdim ki, uzunca bir dönem sürekli bu kitabı öveceğim sanırım. İşlendiği tema ve karakterlerin yaşam düzenine has sıkıntıları sonucunda oluşan başka meseleler öyle güzel aktarılmış ki, dersler çıkararak okudum. Sorunlu kişi veya kişiler onların iç dünyası. Olayların nasıl bir anda zorbalıktan farklı bir boyuta atlaması. Anlatım diline hayran oldum çok çok iyiydi. Konusuna gelrisem eğer; Ahmed Aziz' in babası hastalanınca ailecek yaşadığı yerden ayrılıp farklı bir eyalete yerleşmek zorunda kalırlar. Aslında yeni yerleri bir zamanlar ailesinin de evi olmasına rağmen Ahmed için daha ilk günden sorunlar başlamıştır.
Yaşamak istemediği bir yere gelmesi dışındaki en büyük sorunu Okul olmuştur. Okuldaki zorba arkadaşı ve öğretmenleri ile problem yaşayan Ahmed kendini daha önce hiç merak etmediği kitapların içinde bulur ve bir arayışa girer. Ahmed'in arayışı ve kişinin en iyi haline ulaşma çabası o kadar güzel aktarılmış ki çok etkilendim. Kalbinize dokunacak bu hikâyeyi mutlaka okuyun.