Disiplin gevşiyor, jandarmalar, emir erleri, taşranın küçük soyluları, okçular, İsviçreli paralı askerler köylülere, kasabalılara ardı arkası kesilmeyen kötülükler yapıyorlar, çiftçilerin evlerindeki erzakla yetinmeyen askerler onları sopa ve dipçik darbeleriyle şehre şarap, ba-lık, baharat ihtiyaçlarını ve diğer aşırı isteklerini karşılamaya gönderiyorlar. Kral bunları biliyor. Halkımızı sıkıntılardan, hırsızlıklardan, yağmalardan korumamız gerek. Tanrı adına bizim irademiz budur! Ayrıca çalgıcıların, berberlerin, acemi askerlerin prensler gibi kadifeler, ipek kumaşlar giymeleri altın yüzük takmaları hiç hoşumuza gitmiyor, Tanrı bu gösteriş budalalığından nefret eder. Biz soylu insanlar olarak Paris'te metresi on altı kuruşluk çuhadan hırka giymekle yetiniyoruz.
Askerler de aynı şeyi yapabilirler.