İlk eleştiriyi kendime yapacağım. Öykü kitabı olduğunu anlayana kadar birkaç öykü bitirmem gerekti. O yüzden başlangıçta beğenmedim ama sonra bu gözle okumaya başlayınca işler değişti. Yine de öykü türünün bana hitap ettiğini pek düşünmüyorum. Gelelim kitaptaki öykülere. Öykülerde herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Yazar çok iyi tespitler yapmış. Ara ara “vaaay be, doğruuu” derken buldum kendimi. Çocukluktaki iç sesimiz gibi konuşuyor yazarımız. O yüzden gülümsetiyor ve hüzünlendiriyor zaman zaman. Ama öykülerin çoğunda bir katarsis yaşayamıyorsunuz. Başı var, sonu yok; bazen başı da yok, sonu da yok. Bağlandığı bir yer yok. O yüzden yarım hissettirdi bana. En çok “Sabit Bey’in Spor Ayakkabıları” öyküsünü beğendim. Çünkü bir başı ve bir sonu vardı,hem hüzünlendirdi hem gülümsetti. Çünkü bir yere bağlandı.