“Her şey yolunda, güldürmem yeterli. Böyle olursa, insanların sözde yaşam dedikleri şeyin dışında bile olsam, bunu çok da dert etmezler sanırım. Ne olursa olsun, göze batmamalıyım; ben onlar için bir hiçim. Ben rüzgardan ve havadan başka bir şey değilim,” gibi düşünceler kafamda güçleniyordu. Soytarılık yaparak ailemi güldüren ve hatta onlardan bile daha ürkütücü olan hizmetçiler ile uşaklara bile soytarılık yapan birinden fazlası değilim.
İşte o zaman, aklıma soytarılık yapma fikri geldi.
Bu, benim insanlarla son kez iletişime geçme denememdi. İnsanlardan aşırı derecede korkmama rağmen onlardan asla vazgeçemiyordum. Bu sayede, soytarılık yaparak onlarla bir ölçüde bağ kurabildim. Görünürde sürekli gülümsesem de içimde çaresizdim. Dahası bu, kıl kadar ince bir ipin üzerinde dengede durmaya çalışmak gibi soğuk terler dökmeme sebep olan bir işti.