Hüseyin Cahit Yalçın, İttihat ve Terakki döneminin en etkili isimlerinden biridir. Onun için iktidar makamı hiçbir zaman bir amaç olmamış, yalnızca inandığı fikirleri hayata geçirmek ve millete hizmet etmek için bir araç sayılmıştır.
Talat Paşa kendisine Maarif Nazırlığı’nı teklif ettiğinde, bu görevi yalnızca Arap harfleri yerine Latin harfleri kabul edilirse üstlenebileceğini söyler. Ancak o dönemde inkılaplar henüz gerçekleşmediği için bu şart kabul edilmez ve görev verilmez. Daha sonra kendisine Dahiliye Nazırlığı önerildiğinde ise, bunu Ermeni tehcir ve tenkilinin durdurulması koşuluyla kabul edeceğini bildirir. Bu şart da partisinin politikalarına aykırı olduğu için kabinede yer almaz.
İsmet Paşa ise yıllar sonra yaptığı bir söyleşide Hüseyin Cahit hakkında şunları dile getirir:
“Biz en çok Hüseyin Cahit’e haksızlık ettik. İki sözü yüzünden ona çok kızmıştım. Meşrutiyet döneminde Latin harflerinden söz ettiğinde, ‘ülkeye düşünce ayrılığı sokuyor’ demiştim. Ulusal egemenlik döneminde ‘Ben Cumhuriyetçiyim, hem de laik Cumhuriyetçiyim’ dediğinde ise, ‘Laiklik de nedir, nereden çıkarıyor?’ diye tepki göstermiştim. Oysa o zaman bize yabancı gelen bu fikirler, bugün Cumhuriyet’in temel ilkeleri haline geldi.”