Bir Düğün Gecesi, Ölmeye Yatmak’tan altı yıl sonra 1979’da yayımlanır. Romanın arka planında bu defa Cumhuriyet’in kuruluş yılları yerine 1971 darbesinin izleri vardır. 1972 yılının Ankarası’nda geçen ve asker işadamı birlikteliğini sembolize eden bir düğün gecesinin anlatımından oluşan roman, başta Ömer, Tezel ve Ayşen olmak üzere çeşitli karakterler aracılığıyla okura dönemin sosyal panoramasını sunar.
Aysel bu düğünün kişileri arasında olmayı reddederek, Bir Düğün Gecesi romanının yazılmasını mümkün kılmıştır. Başka bir deyişle Aysel’in yokluğu bu romanın varoluş sebebidir. Aysel’in fiziksel olarak düğünde bulunmaması, Bir Düğün Gecesi romanının merkezinde olmasına engel değildir.
Dar Zamanlar’ın birinci romanı Ölmeye Yatmak ve üçüncü romanı Hayır...’ın baş kişisi Aysel’in, Bir Düğün Gecesi’nin anlatıcıları arasına katılmaması, dahası bu romanın anlatıcı-yazarlığına soyunan karakter Ömer’in “Aslında bu romanın hiç baş kişisi yok.” demesi yazar Adalet Ağaoğlu tarafından yaratılan önemli bir boşluktur. Üçlemenin diğer iki romanının başkişisi Aysel’i bu romanda düğünden, yani anlatı mekânından uzak tutan yazar, başkişi konumuna başka bir karakteri yerleştirmemiş, o konumu adeta Aysel’in yokluğu iyice göze çarpsın diye boş bırakmıştır. Aysel bu defa da yokluğuyla anlatının merkezindedir.
“İntihar etmeyeceksek içelim bari” cümlesiyle başlayan Bir Düğün Gecesi, 12 Mart Türkiye’sini hem gerçekçi hem de alaycı dille işleyen bir kitaptır. Dar Zamanlar Üçlemesi’nin ikinci kitabıdır. Romanın başında bu cümleyi söyleyen Tezel romanın sonunda “dayanmak zorundayım” der.
Fethi Naci şöyle diyor:
Sevgisizliklerin yıkılışların kuşkuların kaçışların kendinden hoşnutsuzlukların romanı “bir düğün gecesi”