Elif İpek SIKICI

Elif İpek SIKICI
@ELFABIYA
6/10
·187 syf.··
2024 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2024 23:43
Tarık Tufan, Kraliçenin Pireleri adlı eserinde, günlük hayatta karşımıza çıkan kadın, yoksulluk ve ahlaksızlık odaklı pek çok konuyu ele almış. Anlatım dili şiirsel bir yaklaşıma sahip; semboller, metaforlar ve karşılaştırmalar bakımından zaman zaman etkileyici örnekler sunuyor. Ancak eser, daha önce okuduklarımız başyapıt olduğu için olabilir bir sıradanlık hissi taşıyor. Hani bir anlatıcı doğalında etkileyici olurken diğeri etkileyici olmak için yapay bir tavra bürünür ya, işte bu kitapta böyle bir yavanlık hissettim. Kitapta muhafazakar yapının değerlendirmelerini ve bakış açısını rahatlıkla bulabilirsiniz. Benim bu kitaba puanım on üzerinden altı.
Kraliçenin PireleriTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20164,065 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir Düğün Gecesi bize ne söylüyor?
Puan vermedi·380 syf.··
2024 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2024 23:37
Bir Düğün Gecesi, Ölmeye Yatmak’tan altı yıl sonra 1979’da yayımlanır. Romanın arka planında bu defa Cumhuriyet’in kuruluş yılları yerine 1971 darbesinin izleri vardır. 1972 yılının Ankarası’nda geçen ve asker işadamı birlikteliğini sembolize eden bir düğün gecesinin anlatımından oluşan roman, başta Ömer, Tezel ve Ayşen olmak üzere çeşitli karakterler aracılığıyla okura dönemin sosyal panoramasını sunar. Aysel bu düğünün kişileri arasında olmayı reddederek, Bir Düğün Gecesi romanının yazılmasını mümkün kılmıştır. Başka bir deyişle Aysel’in yokluğu bu romanın varoluş sebebidir. Aysel’in fiziksel olarak düğünde bulunmaması, Bir Düğün Gecesi romanının merkezinde olmasına engel değildir. Dar Zamanlar’ın birinci romanı Ölmeye Yatmak ve üçüncü romanı Hayır...’ın baş kişisi Aysel’in, Bir Düğün Gecesi’nin anlatıcıları arasına katılmaması, dahası bu romanın anlatıcı-yazarlığına soyunan karakter Ömer’in “Aslında bu romanın hiç baş kişisi yok.” demesi yazar Adalet Ağaoğlu tarafından yaratılan önemli bir boşluktur. Üçlemenin diğer iki romanının başkişisi Aysel’i bu romanda düğünden, yani anlatı mekânından uzak tutan yazar, başkişi konumuna başka bir karakteri yerleştirmemiş, o konumu adeta Aysel’in yokluğu iyice göze çarpsın diye boş bırakmıştır. Aysel bu defa da yokluğuyla anlatının merkezindedir. “İntihar etmeyeceksek içelim bari” cümlesiyle başlayan Bir Düğün Gecesi, 12 Mart Türkiye’sini hem gerçekçi hem de alaycı dille işleyen bir kitaptır. Dar Zamanlar Üçlemesi’nin ikinci kitabıdır. Romanın başında bu cümleyi söyleyen Tezel romanın sonunda “dayanmak zorundayım” der. Fethi Naci şöyle diyor: Sevgisizliklerin yıkılışların kuşkuların kaçışların kendinden hoşnutsuzlukların romanı “bir düğün gecesi”
Edebiyat & Roman
Bir Düğün GecesiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20212,909 okunma
O Yılanı Biz Öldürelim
10/10
·102 syf.··
2022 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2022 21:42
Bir okur olarak ana dilimde böyle bir derinliğe sahip bir romanı okumamış olsaydım büyük pişmanlık duyacaktım. Hani hep deriz ya Türk edebiyatı iyi değil diye işte bunu söyleyenlere cevap niteliğinde bir roman Yılanı Öldürseler. Büyük usta Yaşar Kemal’den. Yılanı Öldürseler'de kadının (annenin) öldürülecek olmasının ataerkil düzenin devamlılığını korumak gücü kaybetmemek adına yapıldığı açık. Peki bu durumu ana tanrıça döneminden baba tanrı dönemine geçişteki argumanlara dayandırmak mümkün mü? Hangi gerekçelere dayanarak erkeğin egemenliği haklı hale getiriliyor? Bin yıllardır doğayla olan mücadelesinde başarıya ulaşmak için kültürü icat edip güçlenmeye çalışan ataerkil düzen, Orestia üçlemesi oyununda da ahlaka uymuyor diye annesini öldüren bir oğul yaratmıştı. Bkz. Yunan Mitolojisi 2500 yıl sonrasında bile, bir yandan arkaik döneme ait olduğu söylenen mitlerle savaşını sürdürmekte, bir yandan da ironik bir biçimde kendi egemenliğini kalıcı kılmak için bu mitlerin aracılığından yararlanmakta. Bunu fark etmek ise sadece eğitim ile olur. Özellikle kadının eğitimine neden önem verilmediğinin bir gerekçesi de bu olmalı. Yaşar Kemal öyle evrensel bir konuyu işliyor ki bakıyoruz Kırmızı Pazartesi’ye aynı toplum, aynı namus belası Marquez’e Nobel getiriyor ancak bizde durum öyle olmuyor. Yaşar Kemal de defalarca aday gösteriliyor. Nobel Ödülü'nün sahibini belirleme sürecinde neler mi olmuş? Gerçekten dedikodu çok büyük bir güç. Yazıyı aktarıyorum: Yaşar Kemal, pek çok kez Nobel’e aday gösterilmesine karşın bu ödül kendisine verilmedi. Yakın dostu Zülfü Livaneli, Nobel ödülünün küçük hesaplar ve kıskançlıklar dolayısıyla Yaşar Kemal’e verilmediğini, "Sevdalım Hayat" kitabının 231. sayfasında şöyle aktardı: "Bir seferinde Yaşar Kemal, Nobel Ödülü’ne çok yaklaşmıştı. En
Edebiyat
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,2bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
Bir roman düşünün çok ağır konular ele alıyor ama okurken kahkahalar atıyorsunuz. Bunu kaç yazar başarabilir? Sayısı bir elin parmakları kadar az olmalı. Özellikle de mizahın erkeklerin tekelinde olduğu bir dünyada Latife Tekin, Cem Yılmaz'a ( popüler diye bu ismi veriyorum) taş çıkartıyor diyebilirim. Sevgili Arsız Ölüm'de yazar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, batıl inançları, aile içi adaletsizliği, köyden kente göçün yarattığı çarpıklığı, toplum yapısındaki yozlaşmayı; ironi, argo, yerel dil, metinlerarasılık ve gerçeküstücülüğün büyülü etkisi ile birleştiriyor. Alışılmışın dışındaki anlatım tarzı rutinlerinizi bozacak ve beyniniz için de iyi bir egzersiz olacak. Kitabı Storytel'de Tilbe Saran masal tadında okumuş. Bir süre sonra kitap tiyatro metni haline getirilerek tek kişilik bir oyun olarak sergilenmeye de başladı. Nezahat Erden sahnede Dirmit kızın enerjisini, hayallerini, umutlarını o kadar iyi oynuyor ki o küçük kız için sevgi beslemeden edemiyorsunuz ancak kitabı okumadan oyunu izlerseniz pek çok detayı anlamlandırmanız mümkün olmayacaktır. Bu yüzden lütfen önce kitabı okuyun ve mutlaka sonra oyunu izleyin. Ya bir kere okuduk şimdi aynı şeyi tekrar etmeye ne gerek var, demeyin alacağınız lezzet çok başka ve kendinize keyifli bir zaman hediye etmiş olacaksınız. Yanınızda götürmek istediğiniz kişiye de emin olun sizin keyifli enerjiniz bulaşacaktır. Lafı daha fazla uzatmadan eserde ele alınan Küresel ve Toplumsa Sorunlar başlığındaki incelememi de buraya bırakıyorum. Videoyu izlemenizi öneririm. youtu.be/xjjYoYzimq8/sub...
Edebiyat
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 201310,8bin okunma
SİDDHARTHA OLMAK
Puan vermedi·123 syf.··
2022 16. kitabı
Okumaya geç kaldığım kitaplardan biri olduğunu söyleyerek değerlendirmeme başlamalıyım. Aslında yetişkinliğe adım attığım ilk yıllarda okumuş olmalıydım. O zaman bana yeni bakış açıları üzerine daha çok düşünecek fırsatlar verirdi. Şimdi ise aynı etkiyi yakalayamadığımı belirtmeliyim. Sebeplerine gelince insan hayat mücadelesinin içine girince anlam arayışına da başlıyor. Bu anlam arayışı sizi bazen bir sonuca bazen de çıkmaz sokaklara götürüyor. Günümüz öğretilerinin ve hakim metlerinin çoğu size bir şey yapmalısın, harekete geçmelisin derken Siddhartha daha edilgen bir tavır içerisinde hayatı yaşıyor. Bazen edilgen olmak çok iyi hissettiriyor özellikle de elinizde olmayan durumlar söz konusuysa. Ancak günümüzde özellikle Doğu'dan kaynağını alan kişisel gelişim mottoları ya da psikanalitik yaklaşımlara öyle çok maruz kalıyoruz ki Siddhartha onların yanında VR gözlükle baktığınız filmin siyah beyaz tv'daki hali gibi kalıyor. Bunları kötü olduğunu söylemek için değil günümüze yeni bir şey getirmediğini belirtmek için yazıyorum. Siddartha'yı okurken Dostoyevski'nin Alyoşka'sı ile birlikte düşünmek, insanın yolculuğunu anlamak adına bana yakın yapılar gibi geldi. İkisi de bende sanki önceden tanıdığım şimdi ergen olmuş gençler gibi bir duygu bırakıyor. İnsanın kendi beninden kurtulması huzurlu da o zaman bu dünyada ne yapıyoruz? Karl Marx "Dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir." derken anlamak ile değiştirmek, hedef belirlemek ile hedefe ulaşmak arasında fark var da diyor. Anlamak ve hedef belirlemek insanı pasif kılarken değiştirmek ve hedefe ulaşmak sizi harekete geçirir. Yaşam oburluğumuz da buradan geliyor. Hesse'nin de kastettiği başlangıçta neyse ona dönüşebilmemiz. Bütünün parçası olduğumuzu hatırlayıp kendi benimizi yok etmeye çalışmamız.
Edebiyat
SiddarthaHermann Hesse · E Yayınları · 198947,1bin okunma