Peronlardan, adam yutan kuyruklardan,
kargıştan
Arta kalan bir çıngıdır artık yaşamak
Kör bir yumak, bir tutku, kekeme bir kitap gibi Kendine yenildikçe durmadan zırhlanan
Ey yüreği yorgun yolcular
ak pürçekli kocalar, düş bezirgânları
ey söz ustaları, yontucular
birbirinden
yıldızlar kadar uzak yüreklerinizde
birazcık yer var mı söyleyin
sıçramadan uyuması için
yolu hep kötüye düşmüş
adı incitilmiş sevginin
/Baktıkça gizlenir ve büyüdükçe geçer/
Hep öyle söylenir... Oysa kalbin hizasında
yer tutarak ne çok uzar
ölümün o yavuz, o muhteşem burçları
Akıl avlanır, rahvan atlar yorulur, göç hızlanır onarılmış bir yas bitiği
bir melek rayihasıdır artık
herkeste uyuyan o şahane parıltı.
Ki yaşamak sevimli kalkanıyla
en çok kendi güzelliğini sakınır:
Dil çıldırır, diz dövülür, tütsü yakılır
yine de hiçbir şey incitmez hayatı.