"Dünyada bir tek insana inanmıştım..." Bu cümle, yalnızca bir hayal kırıklığını değil, insanın en derin yarasını anlatıyor. Kürk Mantolu Madonna, bana güvenmenin, sevmeye cesaret etmenin ve bazen bu duygularla incinmenin ne kadar insani olduğunu hatırlattı.
Bazı kitaplar vardır, her okunduğunda yeni bir şeyler söyler, her seferinde başka bir iz bırakır. İşte tam da böyle bir kitap. Her sayfası,her cümlesi bir anı gibi içimde kalıyor. Ne zaman tekrar okusam, hep aynı duyguyu alıyor, ama her defasında başka bir anlam buluyorum. Sabahattin Ali'nin yazdığı her kelime o kadar içten ki, hangi cümlesinin altını çizeceğimi, hangi kısmını hatırlayacağımı bilemiyorum. Çünkü her biri, her okuma da biraz daha derinleşiyor.
Kitap sadece bir hikaye değil, bir duygu yolculuğu. Her okuduğumda biraz daha içimde kalıyor ve ben de özel bir yer edinmeye devam ediyor.
Kürk Mantolu Madonna trajik bir aşk romanı olmakta olup, Raif Efendi'nin Maria Hanıma olan aşkını ele almaktadır. Romanımız Almanya ve Türkiye arasında geçmekte. İçi aşka kavrulan ama bunu dışarıdan hiç ama hiç belli etmeyen Raif Efendi'nin nasıl aşk ile öleceğini anlatıyor. Kısa ama etkisi uzun sürecek kitaplardan. Kitabı elime aldığımda çıkamadım işin içinden . Dili çok ağır ama insanı alıp götürüyor. Sindirerek okunacak bir kitap.
Kürk Mantolu Madonna
Maria'nın ona yazmadığı için kendisini sevmediğini ve sadakatsiz bir kadın olduğunu düşünerek çoluk çocuğa karışmış Raif'in yılar sonra aslında Maria'yı ilk aldatanın kendisi olduğunu ve Maria'nın ölene kadar onu sevdiğini anlaması...