"Martes üzerindeki kişiler hiç de göründükleri gibi değiller."
"Bu yalnızca Martes için geçerli değil. Dikkatli bakarsan diğer her yerde de bu durumun geçerli olduğunu görebilirsin."
"Martes üzerindeki kişiler hiç de göründükleri gibi değiller."
"Bu yalnızca Martes için geçerli değil. Dikkatli bakarsan diğer her yerde de bu durumun geçerli olduğunu görebilirsin."
yol yine çağırıyor beni. Belki özlediğinden. Belki son kez. Öyleyse onu nasıl yanıtsız bırakabilirim?
Bırakamam.
Yolun son şarkısını doya doya dinleyeceğim. Çünkü yolculuğu sırtlanmaya her daim hazırım. Tıpkı Wayfarer'ın da olduğu gibi.
Bast bana bakarken yüzü, gözüme düşünceli geldi fakat bu düşüncelerin ne olduğunu bizzat görsem bile biçimlerinden ne olduklarını anlayamazdım sanki. Hiç çekinmeden "Ne arıyorsun?" diye sordum.
"Ne arıyorsun diye değil, ne buldun diye sorman gerek, Eira." Ben bu cümleyi daha önce de duymuştum ama o zaman kulağıma böyle gelmemişti. "Ve sorulardan başka... İlk kez cevap olabilecek kırıntılar görüyorum gözlerinde. Belki bunca zaman sonra bile seni hafife alıyorumdur."
Birine duyduğunuz nefret bile ondan soğumak kadar kötü bir duygu değildi. Çünkü bir insandan soğuyacak kadar uzaklaştığınızda ona dair hissettiğiniz hiçbir şeyin anlamı da kalmıyordu.