-Bu dünyanın sana ihtiyacı yok.
Fincanda kalan kahveyi tek yudumda bitirdi. Karşısında oturan genç adama baktı.Genç adam dalgınca yerdeki halıya bakıyordu.Aniden gözlerini kaldırıp adamın gözlerinin içine baktı.
-Bunu uzun zaman önce öğrendim.Tüm bunları bana ihtiyaç duydukları için mi yaptığımı mı zannediyorsun? O eski zırvalar...Dünyanın bir umuda ihtiyacı var,insanlık yeniden doğmalı falan filan.İnsanları peşimizden sürüklemek için anlattığımız masallar.O kadar ki anlattığımız masallara biz bile inandık.Hepsi birer yalan, hepsi birer masal.O masalları size ben anlattım. Peşimden sürüklenin de istediğimi alayım diye. Bu dünyanın ne size ne bana ne de bize ihtiyacı var.Ama benim bu dünyadan çok istediğim bir şey var.Bu hayatın bana bir borcu var.Hakkımı söke söke alacağım.
Adam elindeki fincanı sehpaya bıraktı.
-Kahve için teşekkür ederim.
Ayağa kalktı.Genç adam oturduğu yerden kalkmadı.Adam genç adamın gözlerinin içine baktı.Bir şey söyleme ihtiyacı hissetti.Ona doğru yaklaştı, sıcak bir sesle devam etti.
-İstediğimiz her şey her zaman olmaz.Sen de biliyorsun.
Hafifçe öksürdü.Genç adam gülümsedi.Ayağa kalktı.
-İstediğimiz şeyler, ihtiyacımız olan şeyler, alacağımız şeyler...Ne çok şey var...Esiri olduğumuz ne çok şey var.
Adam onun bu sözlerini dinlemedi.Öksürük şiddetlenmişti.Boğazını tuttu.Gıcığını gidermeye çalıştı.Öksürdükçe şiddeti artıyordu. Eliyle ağzını kapadı.Gözleri yaşarmıştı.O öksürmeye devam ederken genç adam omzunu tuttu.Elindeki fincanı havaya kaldırdı.
-Şerefe...
Adam öksürmekten kızarmıştı.Bedenini genç adama dayadı.Elini ağzından çekti.Avcunun içi kanla dolmuştu.Genç adam adamı yakasından tutup kendisine doğru çekti.Ağzını adamın kulaklarına yaklaştırdı.Fısıldadı.
-Şimdi o senin küçük dünyanın kime ihtiyacı var?
Fincanı yere