Erdem ÇOMAK

Erdem ÇOMAK
@E_Comak
Bir maskenin ardında okuyor biraz da yazıyor. Tek yapmaması gereken konuşmak. Konuşursa maskenin ne kıymeti kalır ki...

Erdem ÇOMAK

, bir kitap okudu
8/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Stephen King
8.5/10 · 7,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Beyaz Kral
-Bu dünyanın sana ihtiyacı yok. Fincanda kalan kahveyi tek yudumda bitirdi. Karşısında oturan genç adama baktı.Genç adam dalgınca yerdeki halıya bakıyordu.Aniden gözlerini kaldırıp adamın gözlerinin içine baktı. -Bunu uzun zaman önce öğrendim.Tüm bunları bana ihtiyaç duydukları için mi yaptığımı mı zannediyorsun? O eski zırvalar...Dünyanın bir umuda ihtiyacı var,insanlık yeniden doğmalı falan filan.İnsanları peşimizden sürüklemek için anlattığımız masallar.O kadar ki anlattığımız masallara biz bile inandık.Hepsi birer yalan, hepsi birer masal.O masalları size ben anlattım. Peşimden sürüklenin de istediğimi alayım diye. Bu dünyanın ne size ne bana ne de bize ihtiyacı var.Ama benim bu dünyadan çok istediğim bir şey var.Bu hayatın bana bir borcu var.Hakkımı söke söke alacağım. Adam elindeki fincanı sehpaya bıraktı. -Kahve için teşekkür ederim. Ayağa kalktı.Genç adam oturduğu yerden kalkmadı.Adam genç adamın gözlerinin içine baktı.Bir şey söyleme ihtiyacı hissetti.Ona doğru yaklaştı, sıcak bir sesle devam etti. -İstediğimiz her şey her zaman olmaz.Sen de biliyorsun. Hafifçe öksürdü.Genç adam gülümsedi.Ayağa kalktı. -İstediğimiz şeyler, ihtiyacımız olan şeyler, alacağımız şeyler...Ne çok şey var...Esiri olduğumuz ne çok şey var. Adam onun bu sözlerini dinlemedi.Öksürük şiddetlenmişti.Boğazını tuttu.Gıcığını gidermeye çalıştı.Öksürdükçe şiddeti artıyordu. Eliyle ağzını kapadı.Gözleri yaşarmıştı.O öksürmeye devam ederken genç adam omzunu tuttu.Elindeki fincanı havaya kaldırdı. -Şerefe... Adam öksürmekten kızarmıştı.Bedenini genç adama dayadı.Elini ağzından çekti.Avcunun içi kanla dolmuştu.Genç adam adamı yakasından tutup kendisine doğru çekti.Ağzını adamın kulaklarına yaklaştırdı.Fısıldadı. -Şimdi o senin küçük dünyanın kime ihtiyacı var? Fincanı yere
Beyaz Kral
Hışımla odaya girdi.Kapıyı eliyle itti.Kapı çığlık atar gibi kapandı.Elinin tersiyle kapının ortasına vurdu.Hırsını alamadı tekrardan vurdu.Eli kızarıncaya kadar vurmaya devam etti.Canı yanmıştı,canının yanmasına sinirlenip tekrardan vurdu.Gözlerini odaya dikti.Gözlerinin ortasına delice bir parıltı oturmuştu.Kapının arkasındaki kitaplığa elini attı.Eline gelen kitapları rastgele devirdi.Kitaplığın rafını tuttu kendine doğru çekti.Duvara sabitlenmiş kitaplık yerinden oynamadı.Bir daha çekti.Kitaplık yine oynamadı.Gözüne birkaç kitap ilişti,hızlıca kitapları eline aldı.Havaya kaldırdı.Nefretle fırlattı. -Tabi!!! Bay E. onu merakla izliyordu.Odanın bir kenarında kalakalmıştı. -Tabi!!!Ben cepteyim ya hani!!! Kitaplara tekme attı.Odanın köşesindeki zigon sehpaya hışımla yürüdü.Sehpayı iki eliyle kavradı. Tüm gücüyle duvara doğru salladı. Sehpa ayaklarından kırıldı.İki ayak bir kenara sıçradı. Sehpayı tekrar havaya kaldırıp tekrar duvara vurdu. -Cepteyim ya!! Elinde kalan son parçayı kitapların üstüne fırlattı.Soluk soluğa kalmıştı.Cebine uzandı.Bir kutu kibrit çıkardı.Elleri titriyordu.Aldığı ilk kibriti yere düşürdü. "Sikerler." Sinirle bir kibrit daha çıkardı. Kibriti kutuya sürttü, kibrit alev aldı. Fosfor kokusunu içine çekip kibriti kitapların arasına fırlattı.Kitaplara değen kibrit söndü. Kaşını çattı.Bir kibrit daha yakıp attı.O kibrit de söndü. -Bu siktiğimin kitapları niye yanmıyor? Bay E. sakince yanıtladı. -Öyle yanmaz da ondan. Sakin adımlarla masanın yanında duran kolonya şişesini aldı.Kapağını söküp içindekini kitapların üstüne boca etti. -Şimdi deneyin. Bir kibrit daha çıkardı.Yaktı.Kitapların üstüne fırlattı.Kitaplar bu sefer alev aldı.Kitapların yanı başına çöküverdi.Bay E. yere oturan krala aldırmadan yatağın üstündeki kafatasına uzandı.Kafatasının boş
Beyaz Kral
Ayağını toprak zeminde sürttü.Ağır ağır yürümeye başladı.Usul bir ıslık çalarak az önce yere serdiği adama ilerledi,elindeki bıçağı döndürdü.Adamın omuz hizasına gelince durdu.Bir tekmeyle adamı yüzüstü çevirdi.Adamın sağ kolunu tutup geriye kendine doğru çekti.Derin bir nefes aldı. -Bize önce kemikleri öğretirler. Bıçağı aniden adamın sağ omzunun arkasından soktu.Adam acıyla inledi.Aldırmadı bıçağı iyice derine sokup sertçe döndürdü.Boğuk bir kıtırtı sesi kulağını gıdıkladı.Bıçağı adamın omzunda bıraktı. -Sonra kasları öğretirler. Bıçağı bu sefer elinin diğer tarafıyla kavrayıp tüm gücüyle ileri itti.Omuz eklemine giren bıçak ıslak bir sesle omzun yukarısına doğru ilerledi.Bıçak bir süre ilerledikten sonra bir yere takıldı.Bıçağı iki yana döndürdükten sonra adamı saçlarından tutup kendisine doğru çekti.Hafifçe kalkan adamın omzunun ön tarafına da bıçağı saplayıp kendisine doğru sertçe çekti. -En son damarları öğreniriz. Bıçağı adamın omzundan çektiği yerden kan fışkırdı.Bıçağı yere atıp yüzüstü yatan adamın kolunu tuttu. -Gerisi senin becerine kalır. Kolu çok sert bir hareketle çekti.Ayağını adamın sırtına koyup destek aldı.Kısa bir süre sonra kol omuzdan itibaren koptu. -Eskiden hırsızların kolunu keserlermiş.Genelde bilekten veya dirsekten...Senin suçun ise büyük.Sen bana ait bir şeye göz koydun. Elindeki kolu toprak zemine fırlattı.Çığlık atmaktan sesi kısılan adama baktı.Yüzü ekşidi. -Hırsızlardan nefret ederim.Heleki emeğimi ve hakkımı çalan hırsızlardan nefret ederim.Sevgimi çalan hırsızlardan...Sizin gibiler benim gibilerden sevdikleri her şeyi çalıyorlar. Yanında duran kanlı kola düşünceli bir bakış attı.Elini çenesine götürdü.Mırıldandı. -Ne garip, bazen çalınan çalınmaktan memnun kalıyor. Kesik kola tekme attı. -Şimdi iyi düşün bakalım!