Erdem ÇOMAK

Erdem ÇOMAK
@E_Comak
Bir maskenin ardında okuyor biraz da yazıyor. Tek yapmaması gereken konuşmak. Konuşursa maskenin ne kıymeti kalır ki...
Beyaz Kral
Hışımla odaya girdi.Kapıyı eliyle itti.Kapı çığlık atar gibi kapandı.Elinin tersiyle kapının ortasına vurdu.Hırsını alamadı tekrardan vurdu.Eli kızarıncaya kadar vurmaya devam etti.Canı yanmıştı,canının yanmasına sinirlenip tekrardan vurdu.Gözlerini odaya dikti.Gözlerinin ortasına delice bir parıltı oturmuştu.Kapının arkasındaki kitaplığa elini attı.Eline gelen kitapları rastgele devirdi.Kitaplığın rafını tuttu kendine doğru çekti.Duvara sabitlenmiş kitaplık yerinden oynamadı.Bir daha çekti.Kitaplık yine oynamadı.Gözüne birkaç kitap ilişti,hızlıca kitapları eline aldı.Havaya kaldırdı.Nefretle fırlattı. -Tabi!!! Bay E. onu merakla izliyordu.Odanın bir kenarında kalakalmıştı. -Tabi!!!Ben cepteyim ya hani!!! Kitaplara tekme attı.Odanın köşesindeki zigon sehpaya hışımla yürüdü.Sehpayı iki eliyle kavradı. Tüm gücüyle duvara doğru salladı. Sehpa ayaklarından kırıldı.İki ayak bir kenara sıçradı. Sehpayı tekrar havaya kaldırıp tekrar duvara vurdu. -Cepteyim ya!! Elinde kalan son parçayı kitapların üstüne fırlattı.Soluk soluğa kalmıştı.Cebine uzandı.Bir kutu kibrit çıkardı.Elleri titriyordu.Aldığı ilk kibriti yere düşürdü. "Sikerler." Sinirle bir kibrit daha çıkardı. Kibriti kutuya sürttü, kibrit alev aldı. Fosfor kokusunu içine çekip kibriti kitapların arasına fırlattı.Kitaplara değen kibrit söndü. Kaşını çattı.Bir kibrit daha yakıp attı.O kibrit de söndü. -Bu siktiğimin kitapları niye yanmıyor? Bay E. sakince yanıtladı. -Öyle yanmaz da ondan. Sakin adımlarla masanın yanında duran kolonya şişesini aldı.Kapağını söküp içindekini kitapların üstüne boca etti. -Şimdi deneyin. Bir kibrit daha çıkardı.Yaktı.Kitapların üstüne fırlattı.Kitaplar bu sefer alev aldı.Kitapların yanı başına çöküverdi.Bay E. yere oturan krala aldırmadan yatağın üstündeki kafatasına uzandı.Kafatasının boş
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Beyaz Kral
Ayağını toprak zeminde sürttü.Ağır ağır yürümeye başladı.Usul bir ıslık çalarak az önce yere serdiği adama ilerledi,elindeki bıçağı döndürdü.Adamın omuz hizasına gelince durdu.Bir tekmeyle adamı yüzüstü çevirdi.Adamın sağ kolunu tutup geriye kendine doğru çekti.Derin bir nefes aldı. -Bize önce kemikleri öğretirler. Bıçağı aniden adamın sağ omzunun arkasından soktu.Adam acıyla inledi.Aldırmadı bıçağı iyice derine sokup sertçe döndürdü.Boğuk bir kıtırtı sesi kulağını gıdıkladı.Bıçağı adamın omzunda bıraktı. -Sonra kasları öğretirler. Bıçağı bu sefer elinin diğer tarafıyla kavrayıp tüm gücüyle ileri itti.Omuz eklemine giren bıçak ıslak bir sesle omzun yukarısına doğru ilerledi.Bıçak bir süre ilerledikten sonra bir yere takıldı.Bıçağı iki yana döndürdükten sonra adamı saçlarından tutup kendisine doğru çekti.Hafifçe kalkan adamın omzunun ön tarafına da bıçağı saplayıp kendisine doğru sertçe çekti. -En son damarları öğreniriz. Bıçağı adamın omzundan çektiği yerden kan fışkırdı.Bıçağı yere atıp yüzüstü yatan adamın kolunu tuttu. -Gerisi senin becerine kalır. Kolu çok sert bir hareketle çekti.Ayağını adamın sırtına koyup destek aldı.Kısa bir süre sonra kol omuzdan itibaren koptu. -Eskiden hırsızların kolunu keserlermiş.Genelde bilekten veya dirsekten...Senin suçun ise büyük.Sen bana ait bir şeye göz koydun. Elindeki kolu toprak zemine fırlattı.Çığlık atmaktan sesi kısılan adama baktı.Yüzü ekşidi. -Hırsızlardan nefret ederim.Heleki emeğimi ve hakkımı çalan hırsızlardan nefret ederim.Sevgimi çalan hırsızlardan...Sizin gibiler benim gibilerden sevdikleri her şeyi çalıyorlar. Yanında duran kanlı kola düşünceli bir bakış attı.Elini çenesine götürdü.Mırıldandı. -Ne garip, bazen çalınan çalınmaktan memnun kalıyor. Kesik kola tekme attı. -Şimdi iyi düşün bakalım!
kral
Yanı başında biri durdu.Duvara yaslanmış kral hafifçe başını kaldırdı.Bir kadın sessizce durmuş onu izliyordu.Kral kayıtsızca kadının mavi gözlerine baktı.Kadın sessizce duvarın dibine oturan kralın gözlerinin içine baktı.Kral omuz silkerek başını tekrardan yere eğdi.Kadın krala doğru eğildi.Hiçbir şey demeden elini ona uzattı.Kral boş gözlerle kadına doğru baktı. -Birini mi bekliyorsun? Kral kadına cevap vermedi.Dizlerini kendine doğru çekti.Ellerini göğsünde topladı.Kadın kralın göğsünde gizlenen yarayı farketti. -Daha ne kadar böyle bekleyeceksin? Kral omzunu silkti.Kadın iyice krala doğru eğildi. -Senin kalbini sökmüşler. Kral mırıldandı. -Hayır ben kendim verdim. Kadın usulca kralın elini tuttu. -Benimle gel. -Neden? Kadın mavi gözleriyle krala gülümsedi. -Çünkü seni seviyorum. Kralın içinden kadını terslemek geldi. Terslemek yanından kovmak.Veya daha da acı vermek isteyerek nazikçe "Ama ben seni sevmiyorum" demek istedi.İçini bir acı doldurdu.Çocuk sayılacak yaştan kalma bir acı içini titretti.Kafasını duvara yasladı.Ne kadar süre beklediğini düşündü.Neden beklediğini düşündü.O beklerken beklediklerinin ne yaptığını düşündü. Yüzü ekşidi.Seviyorum demenin ne kadar zor olduğunu ve bunu ne kadar çok kez söylediğini düşündü. İntihar edeceği gün yanında olmayanları düşündü.İntihar edeceği günü bilip de umursamayanları düşündü. Uğruna can vereceğinin nasıl kendi canına kıyarcasına onu unuttuğunu düşündü.Unutanlara inat yaşamaya nasıl karar verdiğini düşündü.Sevginin emek işi değil de tamamen bir tesadüf olduğunu düşündü.Emek verdiklerinin nasıl da öyle zalim olduğunu düşündü. Kendisine o zalim gibi olmayacağına dair verdiği sözü düşündü.Kendisini seven birini ne olursa olsun sevmeye çalışacağını düşündü. Ne olursa olsun... Bir daha başkasını sevemem
Paralel bir evrende bambaşka bir Kral
-Zamanında bir söz okumuştum.Sadece zavallı insanlar intikam almak için yanar tutuşur tarzı bir şey diyordu kitapta.Boşverin kralım bu işi daha başlamadan bitirelim.Sevgi üzerinden hesap sormak nerede görülmüş?Hem güçlü bir adam için dünyada sevgiden bol ne var ki?Boşverin siz kendi yolunuza bakın.Yolunuzu bir zamanlar sevdiğiniz insanların hayatlarının üzerinden geçirmeyin.Diyelim ki o zalim.Ama siz zalim değilsiniz ki kralım.Bırakın da büyüklük sizde kalsın.Yürüyün geçin,gurur yapmayın.Sevmek bazen vazgeçmektir.Siz de iyi biliyorsunuz ki vazgeçmek cesaret işidir.Cesur olun kralım.Ne de olsa biri gider diğeri gelir.Gelecek olan her şeyini bırakır yine gelir.Bu hayatta ne sevmek size ne de sevilmek ona mahsus.Hadi artık çocukluğu bırakın da büyüyün.İnat etmenin vakti geçti.Sizi gerçekten seven ve bunu size söylemekten esirgemeyen insanları sevin.Sevin de size zulmedenlere dönüşmeyin.Zulmü zulüm değil merhamet durdurur.Artık kendinize merhamet edin.Ayağa kalkın kralım.Ayağa kalkın, bu çocuk oyununa bir son verin.Yol sizin yolunuz ,yürüyecek olan yine sizsiniz.Gelen gelir kralımız.Gelecek olan her şeyini bırakır yine gelir.Artık yürüyün.Arkanıza bakmayın.
Beyaz Kral
-Aile her şeyden önemlidir.Ailem olmanı isterdim. Kral ellerini açtı,başını öne eğdi.İçindeki acı gözlerine yansıyordu.Bir adım attı,boğazına düğümlenen acıyla sendeledi.Yutkundu.Parmaklarını dudağına götürdü.Nefesi kesildi,gözünde bir damla yaş belirdi. -Ufak bir istek...Ufacık ,kimseye zararı olmayan bir hayal kurdum.Tek bir şeycik...sadece tek bir şey... Yumruğunu sıktı,dişlerini yumruğuna geçirdi.Çığlığını dişleriyle beraber etine gömdü. -Sadece ailem olmanı istemiştim. Dudaklarının arasından kendi kanı sızdı.Eline baktı.Gözlerini dalgınca yere indirdi.Kendinden geçmiş bir sesle konuştu. -Anlıyorum...İnsanlar ufak ve kendilerine zararı olmayan hayallerden hoşlanmıyor.Herkesten beklerdim de senden...asla.Madem zarar görmek istiyorsun ve bu uğurda beni bile gözünü kırpmadan öldürüyorsun...Ben de sana istediğini vereceğim.Benim de söyleyecek bir çift sözüm var güzelim. Yere eğildi.Toprağa bulanmış keskin bıçağı yerden aldı.Eliyle üstündeki tozu sildi. -Nos sumus orti in cinere... Bir kere öldüm güzelim.İkinci kez olmaz.Bu kez o kadar kolay ölmeyeceğim.Ailemi benden çalana bu kez yem olmayacağım.Anlıyorum...artık seni sevmek zorunda değilim.