... bana bir kardeş gibi içinizi açtığınız o an, beni şu yaralı kalbimle kabul edişiniz, beni koruyup yaralarımı sarmak için gösterdiğiniz çabalarınız aklımdan hiç çıkmıyor.
Sizi incittim. Ama bildiğiniz üzere seven kalpler kırgınlığı çabuk unuturmuş. Siz beni seviyorsunuz. Size minnettarım. Evet , sevginize minnettarım. Çünkü bu sevgi uzun süre unutamadığım güzel bir rüya gibi aklımın derinliklerine kazındı.
Sizi de kendimi de aldattım. Bir rüya , bir hayaldi her şey. Aklıma düştüğünüzde içim cız etti. Affedin beni! Beni suçlamayın çünkü size karşı duygularım hiç değişmedi.Sizi hep seveceğimi söylemiştim ve sizi seviyorum. Hatta sevgiden daha büyük bir duygu bu. Tanrım, elimden gelse de ikinizi de aynı anda sevebilsem. Keşke siz o olsaydınız !
Sabah... Gecelerim o sabah son buldu. Kötü bir gündü. Yağmur camları kederle dövüyordu . Odam karanlık , dışarısı kasvetliydi.Çatlayacak gibi ağrıyan başım dönüyor, bedenim yanıyordu.
Aman Tanrım ! O nasıl bir çığlıktı! Nastenka 'nın kollarımın arasından fırlayıp adama koşması bir oldu. Bense orada dikilmiş ölü gibi onları izliyordum.Adama elini uzatıp kollarına atılır atılmaz şimşek gibi birden yanıma döndü.Ben daha ne olduğunu anlayamadan ellerini boynuma dolayıp sıcacık bir öpücük kondurdu.Sonra tek kelime etmeden yeniden ona koştu. Elinden tutup , peşinden sürükledi.Uzun bir süre olduğum yerde durup onları izledim. En sonunda gözden kayboldular.