Giderek artan bu karmaşanın bir parçası olmak istemiyorum. Yaşam öylesine açıklanamaz bir hal alıyor ki kendimi her şeyden geri çekmek istiyorum. Ancak hemen sonra geri çekilme isteğinden geri çekilip o tanıdık kederin içine çekiliyorum; bu duygudan bıktım artık. Bununla birlikte, bu karmaşıklığın açığa çıktığı nokta ben olsam da kaynağı ben değilim. Bunu bir başkasından almış olmalıyım. Bu bir yabancı -karmaşa, eğer böyle bir şey varsa tabii.
Benim hüznümle dünyanın geri kalanının birbirine nasıl olup da bu kadar uyduğuna şaşırıyorum. Diğer bir ifadeyle, insanların çoğunun hüznü bana yakıştırması beni şaşırtıyor. İlişkilerimde yaşadığım hüznün benim küçücük ruhumun onayına ihtiyacı yok ki.
Bir kez sevmiş olan ve hala sevmeye devam eden insan, kendini sevmeye uygun hale getirmenin ne kadar zor olduğunu, nasıl uzun sürdüğünü bilir. İşte acı içinde bir daha kolay kolay tekrarlanamayacağını düşündüğün şey, bu sevme çabasıdır. Çekilen bu acı insanın içinde bir sevme tembelliği yaratır. Acı çeken kişi birdenbire, bu zor işi boşuna yaptığı korkusuna kapılır.